SENDİKAL ÖRGÜTLENMEYE BARAJ DEĞİL, ÖZGÜRLÜK GEREKİR!

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Teşkilatlanma Sekreteri Mehmet Güleç, son günlerde bazı sendikalar tarafından yeniden gündeme getirilen sendikal baraj taleplerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Güleç, sendikal örgütlenme özgürlüğünün, demokratik temsilin ve katılımcı çoğulculuğun korunması gerektiğini vurgulayarak baraj uygulamalarının sendikal demokrasiye zarar verebileceğini ifade etti.

Sendikacılığın birkaç büyük yapının tekelinde tutulamayacağını belirten Güleç, “Sendikalar arasındaki rekabetin ölçüsü yalnızca üye sayısı olmamalıdır. Gerçek sendikal güç; çalışanların hakları için verilen mücadele, elde edilen kazanımlar ve üyelerin duyduğu güvenle ölçülür. Sendikaların önüne engeller koymak, farklı görüşlerin temsil edilmesini zorlaştırır ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlandırır.” dedi.

 

“SENDİKAL DEMOKRASİ, KATILIMCI ÇOĞULCULUKLA MÜMKÜNDÜR”

Demokratik bir sendikal yapının yalnızca çoğunluğun iradesine dayanamayacağını belirten Güleç, farklı görüşlerin kendilerini ifade edebilmesinin ve karar süreçlerinde temsil edilmesinin önemine dikkat çekti. Katılımcı çoğulculuğun, üyelerin yalnızca aidat ödeyen ve seçim dönemlerinde oy kullanan kişiler olarak görülmediği; sendikanın politikalarına, kararlarına ve yönetim süreçlerine etkin biçimde katılabildiği bir anlayış olduğunu ifade etti.

Güleç, sendikalarda şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve eşit rekabetin esas alınması gerektiğini belirterek sendika yöneticiliğinin bir ayrıcalık makamına dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Sendikaların temel görevinin yöneticilerin imkânlarını genişletmek değil, çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını geliştirmek olduğunu vurguladı.

 

“SENDİKALAR ARASINDA EŞİT REKABET SAĞLANMALI”

Sendikaların kamu kaynakları ve ekonomik avantajlar üzerinden birbirlerine karşı üstünlük kazanmalarının doğru olmadığını dile getiren Güleç, toplu sözleşme ikramiyesi ve primi gibi uygulamaların da örgütlenme özgürlüğü ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Sendikaların büyüklükleri nedeniyle ayrıcalıklı konuma taşınmaması, çalışanların sendika tercihlerinin ekonomik yönlendirmelerden bağımsız olması gerektiğini ifade etti.

Sendikal barajların sendikal tekelleşmeye yol açacağını ifade eden Güleç, çalışanların herhangi bir baskı veya ekonomik kaygı yaşamadan istedikleri sendikaya üye olabilmelerinin demokratik toplumun gereği olduğunu kaydetti.

DES olarak özgür örgütlenmeyi, demokratik katılımı ve sendikal bağımsızlığı savunduklarını belirten Güleç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

 

“Sendikal barajlara değil özgür örgütlenmeye, tekelleşmeye değil çoğulculuğa, ayrıcalıklara değil eşitliğe inanıyoruz. Hiçbir çalışan, tercih ettiği sendikanın üye sayısı az olduğu için temsil imkânlarından mahrum bırakılmamalıdır. Sendikalar, çalışanların iradesini sınırlandıran değil, özgürce ortaya koymalarını sağlayan yapılar olmalıdır. Gerçek sendikal demokrasi; farklı seslerin susturulmadığı, üyelerin karar süreçlerine katıldığı, yöneticilerin ayrıcalıklarıyla değil sorumluluklarıyla öne çıktığı ve her çalışanın iradesine saygı gösterildiği bir anlayışla mümkündür.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir