2015–2022 döneminde OECD ülkeleri eğitim yatırımlarını artırırken, Türkiye’de eğitim harcamalarında gerileme yaşandı. OECD verileri, eğitim alanındaki değişimi üç temel başlıkta ortaya koyuyor: toplam eğitim harcaması, öğrenci sayısı ve öğrenci başına yapılan harcama.
Bu veriler Türkiye açısından son derece çarpıcı bir tabloya işaret ediyor. Aynı dönemde Türkiye’de toplam eğitim harcaması yaklaşık yüzde 8 azalırken, öğrenci sayısı yaklaşık yüzde 6 arttı. Buna bağlı olarak öğrenci başına yapılan harcama ise yaklaşık yüzde 13 düştü.
* Toplam eğitim harcaması yaklaşık %8 azaldı
* Öğrenci sayısı yaklaşık %6 arttı
* Öğrenci başına harcama yaklaşık %13 düştü
OECD ülkelerinde ise genel eğilim bunun tam tersidir. Toplam eğitim harcamaları artmış, öğrenci sayısındaki yükseliş sınırlı kalmış ve öğrenci başına harcama ortalama yüzde 13 yükselmiştir.
OECD ülkelerinde ise genel yön tam tersi:
* Toplam eğitim harcamaları arttı
* Öğrenci sayısı sınırlı artış gösterdi
* Öğrenci başına harcama ortalama %13 yükseldi
Bu tablo, Türkiye’de daha fazla öğrenciye daha az kaynakla eğitim verilmeye çalışıldığını açıkça göstermektedir.
Bu Yalnızca Bir İstatistik Değil
Eğitime ayrılan kaynakların azalması, yalnızca sayılardan ibaret bir mesele değildir. Bu durum; daha kalabalık sınıflar, daha sınırlı eğitim materyalleri, artan iş yükü ve daha fazla tükenmişlik anlamına gelmektedir. Daha da önemlisi, eğitim sisteminin yükünün giderek daha fazla öğretmenlerin omuzlarına bırakılması demektir.
Bugün öğretmenler yalnızca ders anlatmıyor. Aynı zamanda yoksullaşmanın, güvencesizliğin ve değersizleştirmenin ortasında ayakta kalmaya çalışıyor. Zorlu koşullarda görev yapan, artan yaşam maliyetleri karşısında geçim mücadelesi veren, kimi zaman kendi cebinden sınıfının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan öğretmenlerden söz ediyoruz.
Bu koşullarda öğretmenlerden daha fazla fedakârlık beklemek, eğitim emekçilerinin yaşam gerçekliğini görmezden gelmektir.
Eğitime Kaynak Azalıyor, Öğretmenden Fedakârlık Bekleniyor
Eğitime ayrılan kaynaklar azalırken öğretmenden daha fazla özveri bekleniyor. Oysa gerçek açıktır:
Öğretmeni yoksullaştırarak eğitim güçlenmez.
Okulu kaynak yoksunu bırakarak fırsat eşitliği sağlanmaz.
Kamusal yatırımı azaltarak nitelikli eğitim sistemi kurulmaz.
OECD ülkeleri eğitim yatırımlarını artırırken, Türkiye’de öğrenci başına harcamanın düşmesi; eğitimin kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırıldığını, öğretmenin emeğinin ise giderek daha görünmez hale getirildiğini göstermektedir.
Eğitimde Tasarruf Değil, Yatırım Gerekir
Eğitim bir gider kalemi değil, toplumun geleceğine yapılan en temel yatırımdır. Bu nedenle:
- Eğitimde tasarruf değil, yatırım gerekir.
- Öğretmene yoksulluk değil, insanca yaşam koşulları gerekir.
- Kamusal, eşit, bilimsel ve nitelikli eğitim için eğitime daha fazla kaynak ayrılması; öğretmenlerin insanca yaşayabileceği ücret ve çalışma koşullarının sağlanması artık ertelenemez bir zorunluluktur.
- Çocuklarımız için nitelikli eğitim, eğitim emekçileri için güvenceli çalışma şarttır.
