Genel Merkez – Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı
Tarih: 04.07.2026 Sayı: DES.2026/BP-07
Kime: Değerli Basın Mensuplarına ve Kamuoyuna
Konu: ÖSYM’nin AYT Matematik Skandalındaki Liyakat İflası, 11 Temmuz Ültimatomu, Kronik OBP Adaletsizliği, Öğretmenlerin Mağduriyeti ve Millî Eğitim Bakanlığına Çağrı Hakkında.
| YÜZBİNLERCE GENCİN ÇIĞLIĞINA KULAK TIKAYAMAZSINIZ:
AYT MATEMATİK’TEKİ HATA ZİNCİRİ, KAZANILMIŞ HAKLARIN GASPI, OBP ADALETSİZLİĞİ VE LİYAKAT İFLASI HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI |
Geleceğimizin teminatı olan yüzbinlerce gencimizin hayatını, hayallerini ve yıllar süren emeklerini doğrudan etkileyen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından, ÖSYM eliyle tam bir hukuk, adalet, bilim ve liyakat skandalına imza atılmıştır. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), sınav güvenliği ve “sorumluluk bilinci” adı altında adaylara karşı kapıda son derece katı ve tavizsiz kurallar uygulamaktadır. Saniyelerle geç kalan öğrencilerin geleceğini karartan, kulaklarındaki metal küpesini veya pirsingini o an çıkaramadığı için gençleri kapıdan çeviren ve evlatlarımızın hayatını bir dakikalık gecikmeye kurban eden bu kuralların felsefesi, artık kamuoyunda oturan ve kabul görmüş bir yaklaşımdır. Ancak, çocukların sınava geç kalmasını veya ufak bir metali büyük bir sorumluluk bilinciyle tavizsiz cezalandıran kurum, iş kendi asli sorumluluğuna gelince adeta kafasını kuma gömmüş vaziyettedir. Öğrencilere karşı en ufak bir esnekliği dahi kurumsal disiplin gerekçesiyle reddeden ÖSYM yönetimi, kendi asli görevi olan “hatasız soru hazırlama ve doğru değerlendirme” sorumluluğunda tamamen sınıfta kalmıştır.
Alan Yeterlilik Testi (AYT) Matematik testindeki 23. sorunun cevabının, sınav sonrası yapılan itirazlar neticesinde akademik gerçeklikten uzak gerekçelerle C şıkkından A şıkkına dönüştürülmesi, basit bir teknik hata değil; evlatlarımızın geleceğine indirilmiş ağır bir darbedir.
| YÜCE KİTABIMIZIN MUTLAK EMRİ VE LİYAKAT NİRENGİ NOKTASI
“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmettiğinizi emreder.” (Nisâ Suresi, 58. Ayet) |
İlahi kelamın bu mutlak emrine rağmen, Türkiye’nin en kritik seçme ve yerleştirme sınavındaki bir soruyu yazan, yazılanı okuyan, matbaaya gitmeden önce kontrol eden ve en nihayetinde bilimsel itirazlara gözünü kapatıp hatalı bir şekilde şıkkını değiştiren akademisyenlerin liyakat seviyeleri, öğretim sistemimizin geleceği açısından her geçen gün daha da düşündürücü, ürkütücü ve vahim bir tablodur. Eğitim sistemimizin içine düştüğü bu derin basiretsizlik ve liyakat kaybı, artık mızrağın çuvala sığmadığının en açık kanıtıdır. Yaşanan bu fahiş hata, eğitim sistemimizin yapısal olarak “Nereye gidiyoruz?” sorusu temelinde topyekûn ve radikal bir eğitim reformuna ihtiyaç duyduğunun mihenk taşı, kaçınılmaz bir dönüm noktasıdır. Eğitim, ehil olmayan ellerde bir yapboz tahtasına dönüştükçe, bedelini geleceğinden koparılan Türk gençliği ödemektedir.
Bilimsel Gerçekler ve Akademik İflas
Son üç yılın verilerine baktığımızda, sınava giren aday sayılarındaki yığılma bize bu yapılan hatanın sonuçlarının vahametini ortaya koymaktadır. bu yıl yaklaşık 104.000 Fen Lisesi öğrencisinin yanı sıra yüzbinlerce nitelikli okul öğrencisinin rekabet ettiği bu zorlu yarışta, geçen yıl devlet okullarındaki fen lisesinden mezun olan 61000 öğrencinin geçen yıl yaklaşık 29000’ni tercihlerine yerleşmiş 32000 civari fen lisesi öğrencisinin mezuna bırakıp daha alt sıralardaki tercihlerine yerleşmek için gayret içinde iken ve hem bu öğrenciler hem nitelikli okul olarak adlandırdığımız LGS de ilk %10 daki okuldaki öğrenciler düşünüldüğünde kıyasıya bir rekabetin olduğu sıralamaların virgüllerden sonraki basamaklarla belirlendiği bir sistem işletilmektedir. Böylesine hassas dengelerin olduğu bir ortamda, soruyu hazırlayan akademik kadroların ve bu süreci yöneten ÖSYM başkanlığının özensizliği, dikkatsizliği ve ciddiyetsizliği kabul edilemez bir boyuta ulaşmıştır. Özellikle ilk 50.000 ve ilk 100.000 gibi nitelikli başarı dilimlerinde yer alan, 11. sınıftan beri okul, dershane ve kurs kıskacında gece gündüz demeden bu sınava hazırlanan en parlak öğrencilerimiz, bu fahiş hata nedeniyle çok ağır bir psikolojik ve akademik travmanın içine itilmiştir.
Sosyal medyada ve eğitim camiasında rüştünü ispat etmiş birçok saygın matematik otoritesi ve akademisyen, sorunun ilk andan itibaren doğru cevabının net bir şekilde C şıkkı olduğunu vurgulamıştır. Söz konusu sorunun çözümünde; parçalı tanımlı fonksiyonların tanım kümeleri, süreklilik koşulları, türevin işareti ile fonksiyonun monotonluğu arasındaki ilişki ve grafik yorumlama ilkeleri dikkate alındığında, yapılan cevap anahtarı değişikliğinin matematiksel gerekçelendirilmesi bilimsel açıdan tamamen tartışmalıdır. Üniversitelerden oluşturulan ilgili akademik kurulun, lise matematik öğretim programında yer alan parçalı tanımlı fonksiyon kavramını ve türevin işaretinden yararlanarak fonksiyonun artan-azalan olduğu aralıkların belirlenmesi kazanımını göz ardı ederek, türev grafiğinin yorumlanmasına dayalı bir soruyu farklı bir integral yaklaşımıyla değerlendirmesi, matematik eğitimi ve ölçme-değerlendirme ilkeleri açısından ciddi tartışmalara yol açmıştır. Amacı türevde artan-azalan fonksiyon grafiğini okuma kazanımını ölçen bir sorunun, ‘temsili’ grafiğinin 3,4 aralığında daima artan gibi görünmesine dayalı ‘göz kararı’ şekilde uygulanan ortalama değer teoreminin tüm bunların üstüne bir de parçalı fonksiyonlarda doğru şekilde çalışmıyor olmasına rağmen ‘kesin’ bir şekilde doğru kabul edilerek sorunun cevabının değiştirilmesi tam bir bilim dışılıktır. (https://www.instagram.com/efemath_15?utm_source=ig_web_button_share_sheet&igsh=ZDNlZDc0MzIxNw==)
efemath_15 sayfasında ve daha onlarca sayfada bu konu işlenmiş ağırlıklı Milli Eğitim öğretmenleri C şıkkı doğru demiştir.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) müfredatında ve EBA’da fonksiyon grafiklerini çizmek, incelemek ve animasyonlu matematik etkinlikleri oluşturmak için önerilen temel program GeoGebra‘dır. Ayrıca eğitimciler ve öğrenciler tarafından Desmos gibi platformlar da sıklıkla kullanılmaktadır. Aşağıdaki garfik bu programlarla parça tanımlı fonksiyonla çizilmiş ve 3-4 arasında kök oluşmuş C şıkının doğruluğu kanıtlamıştır.
Vahametin Boyutu ve Kazanılmış Hakların Gaspı
Doğru şık olan C’yi işaretleyen adaylarımız, yanlış kabul edilen bu karar neticesinde 1,25 net geriye düşürülmüş ve binlerce sıra geriye itilmiştir. Buna karşın, soruyu yanlış yapan ya da aslında müfredat dışı bir mantıkla A şıkkını işaretleyen adaylar 1,25 net artıya geçirilmiştir. Bu durum, ilk 50.000’deki öğrencilerin binlerce kişi geriye düşerek mezuna bırakmak zorunda kalması, hayallerindeki üniversiteleri kaybetmesi ve hak etmeyenlerin öne geçmesi anlamına gelmektedir. Doğru şıkkın iptal edilip, yanlış şıkkın doğru kabul edilmesi adaletle, bilimle ve hakkaniyetle bağdaşmaz!
Sayın Millî Eğitim Bakanımızın sınav öncesinde defaatle dile getirdiği “Bizim kitaplarimizda, destek materyallerimizde yer almayan, öğretmenlerimizin öğretmediği hiçbir konuyu ve yöntemi sinavda sormayacağiz” sözü, maalesef ÖSYM’nin bu soruyu hazırlayan havuzu ve sonrasındaki süreçle havada bırakılmıştır. Soru içinde verilmeyen, lise müfredatındaki hiçbir ders kitabında bu yöntemle çözülmesi istenmeyen bir tuzağa öğrenciler çekilmiş, bilimsel matematik ilkeleriyle çelişen bir çözüm haklı çıkarılmaya çalışılmıştır. Sözel bölümde de bir ismin yazım hatası sonucu sorunun tamamen iptal edilmesiyle oluşan kaos zaten derinleşmişken, matematik sorusundaki bu fahiş şık değişimi bardağı taşıran son damla olmuştur.
Yılda 70 farklı Sınav Yapan ÖSYM Asli İşine Odaklanmalı
Öysm Yılda 70 farklı sınavı farklı kurumlara yapmakta adeta bir yayın evi mantığı ile çalışması mı bu faiş hataya neden olmuştu? ÖSYM başkanı ilgili daire başkanları iş yoğunlu nedeni ile mi bu hatayı yapmıştır? Bu milat kabul edilerek ÖYSM nin asli işi olan Öğrenci seçme sınavına odaklanmalı ve bu vahim hatalar tekrar edilmeyecek yapısal ve idari tedbirler ivedilikle alınmalıdır.
Gündeme Alınması Kaçınılmaz Olan Kronik Yara: OBP Adaletsizliği
ÖSYM ve MEB’in acilen masaya yatırması gereken diğer bir yapısal adaletsizliği de yani Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) sorununu da bu süreçte yeniden gündeme gelmiştir. Nitelikli okullarda gecesini gündüzüne katarak ancak 85 ortalama alabilen bir adayımız, küçük yerleşim yerlerindeki veya bazı özel okullardaki denetimsiz, şişirilmiş notlarla 98-100 ortalamayla mezun edilen öğrenciler karşısında sınavda tüm soruları doğru yapsa dahi Türkiye birincisi olamamaktadır. 50.000’inci sıralamadaki bir öğrenci, sırf bu adil olmayan OBP yüzünden 3-4 bin kişi birden geriye atılmaktadır.
Eski sistemde okulların üniversite yerleştirme başarısına göre ağırlıklandırılan OBP, mevcut haliyle tam bir rant ve kaçış mekanizmasına dönüşmüştür. Birçok veli, sırf bu adaletsizlikten kaçmak ve çocuklarının hakkını korumak adına, 11. ve 12. sınıfta çocuklarını nitelikli devlet okullarından alarak dershane eğitimi veren ve 100 üzerinden 100 tam OBP garantisi sunan özel kurumlara kaydırmaktadır. Bu durum devletimizin göz bebeği olan nitelikli fen ve Anadolu liselerinin içinin boşaltılmasına, eğitimde fırsat eşitliğinin tamamen yok olmasına neden olmaktadır. OBP sistemi acilen revize edilmeli, okulların başarı endeksine göre yeniden formüle edilerek adil bir zemine taşınmalıdır.
Öğretmenlerin Mağduriyeti ve Kurumsal Vurdumduymazlık
| Öğrencileri kapidan almayan, en ufak bir saniyede gelecek karartan ÖSYM, ne yazik ki sinavlarda üç kuruş komik ücretler karşiliğinda, tüm hafta sonunu feda ederek görev alan fedakâr öğretmenlerimize yönelik kati, baskici, cezalandirici ve değersizleştirici uygulamalarindan da vazgeçmemektedir. Sahadaki öğretmenlerimizin bu uygulamalardan son derece rahatsiz olduğunu, ÖSYM’nin görevlilere birer suçlu muamelesi yapan antidemokratik saha yaklaşiminin eğitim camiasinda büyük bir infial ve huzursuzluk yarattiğini açikça vurguluyoruz. Kendi öğretmenine ve öğrencisine değer vermeyen, ancak kendi asli görevi olan hatasiz soru hazirlamayi dahi beceremeyen bürokratik vesayetin liyakat seviyesi her geçen gün dibe vurmaktadir. |
10 Temmuz Mahkemeye vermek için Son Gün
ÖSYM, yüzbinlerce adayın geleceğini ilgilendiren bu fahiş hata karşısında, adeta dalga geçer gibi iki paragraflık “biz yaptık oldu” mukabili bir basın açıklaması yayınlayarak konuyu geçiştirmeye çalışmaktadır. Bu vurdumduymazlık, 10 Temmuz tarihine kadar binlerce velinin ve öğrencinin adliye koridorlarında, mahkeme kapılarında hak aramaya mecbur kalacağı sancılı bir süreci zorunlu kılmıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşan NATO Zirvesi dolayısıyla yoğun meşguliyetleri ve stratejik hazırlıkları sebebiyle bu iç gündeme anlık olarak eğilemediği aşikardır. Bu boşluğu fırsat bilen bürokratik vesayete karşı, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın acilen devreye girmesi, sorumluluk alması ve bu kurumsal vurdumduymazlığa imza atan ÖSYM yetkililerine derhal gerekli ültimatomu çekmesi devletimizin ve adalet mekanizmamızın bir gereğidir.
11 Temmuz Ültimatomu ve İstifa Çağrısı
Söz konusu ayıplı kararın yargıya taşınmasıyla oluşacak süreçte, en fazla 3 ay içinde yeni bir hukuki tokatla tekrar C şıkkına döneceği veya tamamen iptal edilmek zorunda kalınacağı aşikardır. Ancak o gün geldiğinde, koltuk koruma sevdasıyla yüzbinlerce gencin feryadına ve öğretmenlerin huzursuzluğuna kulak tıkayan bürokratlar, o koltuklarda hangi yüzle oturacaklardır? Mahkemeye verme son süresi olan 10 Temmuz mesai bitimine kadar ÖSYM’nin önünde bu büyük yanlıştan dönmek için tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Evlatlarımızın hayatı ve geleceği, idari basiretsizliklerin deneme tahtası değildir! Bu özensizliğin ve yarattığı büyük kaosun bedeli olarak, başta ÖSYM Başkanı olmak üzere tüm sorumluları derhal istifaya davet ediyoruz.
Eğer 11 Temmuz sabahına kadar bu fahiş şık hatasından dönülmez ve öğrencilerin hakları iade edilmezse, sorumluluklarını yerine getirmeyen başta ÖSYM Başkanı olmak üzere tüm ilgililer, o kabul görmüş katı kuralların aynısıyla yüzleşmelidir: 11 Temmuz itibarıyla ÖSYM kapıları o sorumlulara tamamen kapatılmalı ve bir daha kuruma adım atmalarına izin verilmemelidir!
DEMOKRAT EĞİTİMCİLER SENDİKASI (DES) VE KAMUOYU ADINA AÇIK ÇAĞRIMIZDIR:
- Liyakat ve Adalet Tescil Edilmelidir: ÖSYM, mahkemeye verme son süresi olan 10 Temmuz tarihine kadar emaneti ehline vermeli, AYT Matematik sorusunun cevabını tekrar C şıkkı olarak tescilleyerek hakları iade etmelidir. Soru kökündeki eksik tanımlamalara dayanan, ölçme-değerlendirme ilkelerine aykırı ve zoraki integral esaslı karardan vazgeçilmelidir.
- Bakanlık Müdahalesi Şarttır: Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO Zirvesi gündemindeki meşguliyetini suiistimal ederek kafasını kuma gömen ÖSYM yönetimine karşı, Sayın Millî Eğitim Bakanımız bir an önce devreye girmeli ve gerekli en sert ültimatomu çekmelidir.
- OBP Sistemi Revize Edilmelidir: Nitelikli okul öğrencilerinin haklarını gasp eden, eğitimde fırsat eşitliğini yok eden mevcut OBP sistemi acilen revize edilmeli ve okulların başarı endeksine göre yeniden formüle edilmelidir.
- Öğretmenlerin Mağduriyetine Son Verilmelidir: Sınavlarda görev alan öğretmenleri bezdiren, huzursuz kılan baskıcı saha uygulamalarına ve haksız yaptırımlara son bulmalı; öğretmenlerin emeği ve onuru korunmalıdır.
- Kapı Mantığı Sorumlulara İşletilmelidir: Yanlıştan dönülmediği takdirde, öğrencileri saniyelerle kapıdan çeviren mantığın aynısı işletilmeli; 11 Temmuz sabahından itibaren başta ÖSYM Başkanı olmak üzere tüm sorumlular ÖSYM binasının kapısından içeri dahi alınmamalıdır.
Evlatlarımızın çalınan emeklerinin, her geçen gün liyakat seviyesi düşen eğitim sistemimizin ve fedakâr öğretmenlerimizin onurunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Hüseyin AKÇA
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES)
Genel Başkan Yardımcısı
