DES MESEM RAPORU 2 BÖLÜM
T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MAKAMINA T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI MAKAMINA TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ (TOBB) BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE ESNAF VE SANATKÂRLARI KONFEDERASYONU (TESK) BAŞKANLIĞINA
(Sunulmak Üzere Hazırlanmıştır)
GİRİŞ VE RAPORUN AMACI
Demokratik Eğitimciler Sendikası (DES) olarak; Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerinden kopuk, her sektörü aynı kalıba sokmaya çalışan mevcut mesleki eğitim anlayışının sahada tıkandığını tespit etmekteyiz. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB), iş dünyası (TOBB) ve esnaf/sanatkâr teşkilatlarının (TESK) ortak meselesi olan “nitelikli ara eleman” sorunu, mevcut bürokratik ve yapısal engeller aşılamadığı için giderek derinleşmektedir.
Bu rapor; MESEM’lerin mevcut işleyişindeki yapısal tıkanıklıkları, İSG risklerini ve mevzuat boşluklarını analiz etmek; bu sorunlara karşı bürokratik bağımsızlığını kazanmış, “Ahilik Lisesi” konsepti altında esnek, yatay geçişe imkân tanıyan, dijitalleşmiş ve sektörel gerçekliklerle uyumlu yeni bir model önermek amacıyla makamlarınıza sunulmuştur. Sadece sahanın sorunlarını şikâyet etmiyor, DES vizyonuyla uygulanabilir somut çözümler üretiyoruz.
1. MESEM’lerde İSG Riskleri, Mevzuat Kaosu ve HEMBA Üzerinden Dijital Çözüm
Bakanlık genelgeleri ve mevcut mevzuat, sahadaki İSG yükünü öğretmenlerin omuzlarına bırakırken, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünün (MTEGM) plansız adımları ülke genelinde tam bir idari kaosa yol açmıştır.
- 2024/36 Sayılı Genelge ile 2 Nisan 2026 Tarihli İSG Yönetmeliği Çelişkisi: Kayıt aşamasındaki İSG işlemleri, 2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan güncel yönetmeliğe göre yürütülmelidir. İlgili yönetmeliğe göre; çırak ve stajyerler dahil tüm çalışanlara, fiilen işe başlamadan önce en az 2 saat süren, tamamen yüz yüze ve uygulamalı “İşe Başlama Eğitimi” verilmelidir (bu eğitim temel eğitimden sayılmaz). Temel eğitimler ise işe başlama tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanmalıdır (Süreler: Az tehlikeli sınıflar en az 8, Tehlikeli sınıflar en az 12, Çok tehlikeli sınıflar en az 16 ders saati). Yasa, işe başlarken işverenin/kıdemli personelin vereceği 2 saatlik uygulamalı eğitimi yeterli bulup temel eğitim için 3 aylık bir yasal süre tanırken; MTEGM, 2024/36 sayılı genelgesiyle öğretmenlerin görevi olmayan “8 saatlik İSG eğitimi verilmeden öğrencinin işbaşı yapamayacağı” zorunluluğunu dayatmıştır.
- Bakanlığın “Kendini Kurtarma” Refleksi ve Yönetmelikteki Kaçış Noktası: Ayrıca, 6331 sayılı yasaya bağlı Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te yer alan ” (3) (Ek:RG-24/5/2018-30430) Çırak ve stajyerlerin eğitim ve bilgilendirilmelerinden uygulamalı eğitim alınan işyerinin işvereni sorumludur. Ancak işverenin kabul etmesi halinde çırak ve stajyerlerin eğitimini devam ettirdiği eğitim ve öğretim kurumunda tamamladığı iş sağlığı ve güvenliği dersleri veya kursları temel eğitim yerine geçer.” şeklindeki doğrudan hüküm, Bakanlık merkez teşkilatı tarafından adeta topu taca atma ve hukuki sorumluluktan kendini kurtarma aracı olarak kullanılmaktadır. Merkez teşkilat, sahadaki pratik gerçeklikten uzak bir biçimde bu maddeye sığınarak tüm yasal ve vicdani sorumluluğu sahadaki öğretmenin üzerine yıkmakta; işletmenin okul eğitimini kabul etmediği durumlara dair ise alternatif hiçbir çözüm sunmayarak eğitimciyi sahada yalnız bırakmaktadır.
- Danıştay Kararı Sonrası Oluşan Boşluk ve Sahadaki Çaresizlik: MTEGM, bu eğitim yükünü atölye ve alan şeflerinin sırtına yüklemişti. Ancak sendikaların açtığı dava neticesinde Danıştay, sadece “alan ve atölye şefi” ibaresinin yürütmesini durdurmuş, “8 saatlik eğitim” zorunluluğunu ise kaldırmamıştır. Bakanlık bu karar sonrası hiçbir adım atmamıştır. Şu an MESEM’lerdeki kayıt döneminde her gün gelen öğrencilere bu eğitimi kimin, nerede, hangi ücret/ek ders karşılığında vereceği tamamen belirsizdir. Sahadaki tüm idareciler ve öğretmenler çaresiz bırakılmıştır.
- DES’in Çözüm Vizyonu (HEMBA Üzerinden Dijital Eğitim): Çözüm MEB’in kendi içindedir: Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesindeki HEMBA (hemba.gov.tr) bu krizin yegâne çözümüdür. Öğrenciler (veya velileri) kendi e-Devlet şifreleriyle sisteme girerek, teorik İSG eğitimlerini ücretsiz ve çevrimiçi almalı, sınavı geçerek dijital sertifikalarını üretmelidir. Okullar bu e-sertifikayı kabul etmeli; böylece öğretmenin üzerindeki bu imkânsızlık tamamen ortadan kaldırılmalıdır.
2. Öğretmene Yüklenen Vicdani Çıkmaz: Ucu Açık Emirler ve “1995 Laboratuvar Sendromu”
- 2026/70 Sayılı Genelgenin Yarattığı Korku İklimi: Bakanlığın yayımladığı 2026/70 sayılı genelgenin 7. maddesinde yer alan; “Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 2024/36 sayılı Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği Genelgesi ile ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda atölye, laboratuvar ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerin eksiksiz uygulanması; işletmelerde mesleki eğitim ve staj yaptırılacak iş yerlerinin eğitim başlamadan önce alan/dal uygunluğu, usta öğretici/eğitici personel yeterliliği, öğrenci kapasitesi ve öğretim programına uygunluk yönlerinden titizlikle seçilmesi ve uygun olan işletmelerle sözleşme yapılması, uygunluk şartlarında değişiklik tespit edilen veya eksiklikleri oluşan işletmelerle yapılan sözleşmelerin ivedilikle ve mevzuat hükümleri doğrultusunda feshedilmesi;” şeklindeki ucu açık emir, sahada koordinatör öğretmenleri ve idarecileri büyük bir çıkmaza sürüklemektedir. 6331 sayılı yasanın 37’ye yakın alt yönetmeliği ve “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik”e kadar uzanan devasa bir risk ve mevzuat silsilesi varken, somut sınırları çizilmemiş bu “eksiklik varsa feshet” talimatı yüzünden öğretmenler; “Acaba eksikliğini tespit edip feshetmediğim bir işletmede yarın ölümlü veya uzuv kayıplı bir iş kazası olursa hapis cezası ile karşı karşıya kalır mıyım?” korkusuyla yastığa başını rahat koyamamaktadır. Bakanlık merkez teşkilatı, 2024/36 ve 2026/70 sayılı genelgelerle “Biz söyledik, emri verdik” diyerek kendi yasal sorumluluğunu savuştururken, sahada teknik bir İSG uzmanı olmayan öğretmeni tam bir kaosa ve adli risklerin kucağına itmektedir.
- “1995 Yılı Bilgisayar Laboratuvarı” Sendromu: 1995’li yıllarda okullara kurulan bilgisayar laboratuvarlarında, cihazlar bozulmasın diye klavyelerin üzerindeki örtülerin kaldırılmadığı, o “steril ve korumacı” dönemin bir benzeri bugün yaşanmaktadır. MTEGM’ye bağlı atölyelerde öğretmenler, İSG riskleri ve hukuki korkular nedeniyle öğrencilere makineleri neredeyse kullandırtmayacak noktaya gelmiştir. Toplumda infial yaratacak bir iş kazasında koordinatör öğretmenin de yargılanacağı korkusu eğitimi kilitlemektedir. Öğretmen ucu açık bir emirle, sahada standardı olmayan bir kararı vermeye zorlanamaz.
3. Kayıt Kabulde Yaşanan İdari Kaos ve e-Devlet Üçlü Onay Mekanizması
MTEGM’nin net bir prosedür belirleyememesi nedeniyle, Türkiye genelinde birbirinden tamamen farklı öğrenci kayıt uygulamaları türemiştir. Çözüm adına uygulamamız 4 temel başlıkta şu şekildedir:
- Yetki Aşımı, Geçersiz Formlar ve Mevcut Kaos: Kimi okullar yetkilerini aşarak ticari sır niteliğindeki “Risk Değerlendirme Raporlarını” talep edip KVKK’yı ihlal ederken; bazıları hayatın olağan akışına aykırı taahhütnameler istemektedir. Bazı MESEM’ler 1 sayfalık genel İSG taahhütnamesini imzalatarak yasal sorumluluktan kurtulduğunu sanmaktadır. İşletmeler ise sırf kayıt için göstermelik bir OSGB ile anlaşıp ertesi gün sözleşmeyi feshetmektedir.
- DES’in Öğretmeni ve İdareciyi Koruyan Eylem Kararı: Bu kaos karşısında Demokratik Eğitimciler Sendikası (DES) olarak; öğretmenleri ve idarecileri koruyan tek sendikal eylem kararını almış bulunmaktayız. Öğretmenlerimizi hukuki ve vicdani risklerden arındırmak amacıyla alınan bu eylem kararı ile eğitimcilerimizin ucu açık sorumluluklar altına girmesi tamamen engellenmiştir (İlgili karar defteri sayfası rapor ekinde sunulmuştur).
- Kayıt Esnasında İstenmesi Gereken Tek Belge (İSG-KÂTİP Şartı) ve Sistem Entegrasyonu: Kalıcı çözüm, ÇSGB İSG-KÂTİP sistemi ile MEB e-MESEM ağı arasında doğrudan dijital entegrasyonun kurulmasıdır. Bu yapılana kadar sahada acilen hayata geçirilmesi gereken geçici çözüm; okulların kayıt esnasında sayfalarca süren formlar yerine, sadece o işletmede aktif bir iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırıldığını (veya hizmet alındığını) kanıtlayan resmi İSG-KÂTİP sözleşmesini talep etmesidir.
- İşbaşı Oryantasyonu, Detaylı İSG Eğitimleri ve Dijital Onay: 2 Nisan 2026 tarihli yönetmelik çerçevesinde; çırak ve stajyerler dahil tüm çalışanlar fiilen işe başlamadan önce en az 2 saatlik, tamamen yüz yüze ve uygulamalı “İşe Başlama Eğitimini” işletmeden alarak okula getirir (bu süre temel eğitimden sayılmaz). İşe başlama tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde ise işletmenin tehlike sınıfına göre (Az tehlikeli: 8, Tehlikeli: 12, Çok tehlikeli: 16 ders saati; 1 ders saati 45 dk + 15 dk dinlenme olarak) uzman ve hekim tarafından temel eğitim verilir. Eğitim sonundaki ölçme ve değerlendirmede 100 üzerinden en az 60 puan alanlar başarılı sayılır (başarısız olanlara en fazla 2 ek sınav hakkı tanınır). Yenileme periyotları (Çok tehlikeli: Yılda 1, Tehlikeli: 2 yılda 1, Az tehlikeli: 3 yılda 1 olmak üzere en az 8 ders saati) işletmece takip edilir. Ayrıca MESEM’lerde süreklilik arz eden bu eğitim ve sağlık periyotlarının takibi hayati önem taşır. Örneğin; 9. sınıfta temel İSG eğitimi alan bir çırak, tehlikeli grupta yer alan bir işletmede mesleki eğitim görüyorsa, yönetmelikteki yenileme periyodu gereği 11. sınıfın başında temel İSG eğitimini tekrarlamalıdır. Benzer şekilde, işe giriş periyodik muayeneleri kapsamında 9. sınıfta alınan sağlık raporu da 3 yıl sonra 12. sınıfın başında (veya tehlike sınıfının gerektirdiği diğer periyotlarda) mutlaka yenilenmelidir. Kayıt ve onay süreçlerindeki evrak kaosu ise; işletmenin, çırağın ve okulun ayrı ayrı onay verdiği “Dijital Üçlü Onay Mekanizması” ile e-Devlet üzerinden dijitalleştirilmelidir.
4. 3308 Sayılı Kanunun Sahada İflası: Çalışma Saatleri, Cumartesi Mesaisi ve “Montaj” Çıkmazı
Mesleki eğitimde kâğıt üzerindeki mevzuat ile endüstrinin acı gerçekleri arasındaki uçurum, stajyerlerin çalışma saatlerinde gün yüzüne çıkmaktadır.
- Servis Saatlerine Mahkûmiyet ve 40 Saat Yanılgısı: 3308 sayılı kanun stajyer mesaisini 40 saatle sınırlasa da, kurumsal fabrikalarda işçiler 45 saatlik vardiyalarla çalışmakta ve servis güzergâhları buna göre organize edilmektedir. Öğrenciler fiilen işçilerle birlikte 45 saat fabrikada tutulmaktadırlar.
- Küçük Sanayide Ucu Açık Mesai ve Cumartesi Rutini: Otomotiv tamir, metal ve mobilya gibi küçük sanayi sitelerinde çıraklar, haftalık yasal süreler dolsa bile Cumartesi günleri de işe gelmeye mecbur bırakılmaktadır.
- Koordinatör Öğretmenin Hukuki İkilemi: İşletmenin Cumartesi çalıştığını öğrenen bir öğretmen, devasa bir hukuki boşluğun içine düşmektedir. “Öğrencinin Cumartesi çalıştığını öğrendiğim an sözleşmesini feshetmeli miyim?” sorusuyla baş başa kalmaktadır.
- İşyeri Dışı “Montaj” Çalışmalarındaki Yasal Boşluk: İşin dükkânın dışında icra edildiği mesleklerde (inşaat, tesisat, mobilya), öğrencinin ustasıyla montaja gitmesini yasal güvence altına alacak standart bir “Veli Montaj/Saha İzin Formu” bulunmamaktadır. Sahada geçen sürenin riskleri acilen hukuki bir zemine kavuşturulmalıdır.
5. Müstakil “Ahilik Lisesi Genel Müdürlüğü”nün Kurulması ve Kurumlar Arası Sinerji
MESEM’lerin MTEGM bünyesinde “üvey evlat” muamelesi görmesi kurumsal kimliği zedelemektedir. Sistem, müstakil bir “Ahilik Lisesi Genel Müdürlüğü” formatında yeniden yapılandırılmalı; bu kurum MTEGM ile Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü (HBÖGM) arasında esnek bir icra makamı olmalıdır. HBÖGM; sahadaki endüstriyel alanlara yönelik tüm sertifikasyon yetkilerini bu yeni genel müdürlüğe devretmelidir.
6. Merkezi Kayıt, İşçi/Öğrenci Karmaşası, SGK Entegrasyonu ve “EYT Çıraklık Mağduriyeti” Çıkmazı
Öğrencilerin “Kapasitemiz doldu” mazeretiyle sistem dışına itilmesini engellemek ve SGK karmaşasını bitirmek için dijital vizyonumuz şudur:
- Merkezi Atama: Öğrenci müracaatını yapmalı ve doğrudan atanarak üretilen “Karekodlu Stajyer Belgesi” ile kaydını saniyeler içinde tamamlamalıdır.
- Tazminat Kalkanı ve Teşvikler: Öğrenci karekodlu belge ile doğrudan işletmenin SGK kayıtlarına “Stajyer Öğrenci” statüsünde girmelidir. Bu sayede olası bir kazada “Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortaları” devreye girecek, işveren kanuni tazminat yıkımlarından korunacaktır. Teşvikler doğrudan işletmeye yatırılmalıdır.
- 5510 Sayılı Kanun ve Öğrenci/İşçi Karmaşası: İşletmelerin öğrencilere 3308 yerine 5510 sayılı kanuna göre “normal çalışan” statüsünde SGK girişi yapması, “Bu çocuk öğrenci mi, yoksa işçi mi?” sorusunu hukuksal bir kördüğüme çevirmektedir. Bu alan acilen MEB ve SGK’nın ortak düzenlemesine muhtaçtır.
- EYT Sendromu ve Çıraklık Mağdurları: Bugün giderek büyüyen “Çıraklık ve Staj Mağdurları” kitlesinin temel nedeni de geçmişten bugüne devam eden bu SGK kayıt boşluğu ve statü karmaşasıdır. Çıraklık başlangıcının uzun vadeli sigorta kollarına sayılıp sayılmaması ve 5510 karmaşası, yeni mağduriyetler üretmeye devam etmektedir. Bu sistemin “stajyer” tanımı SGK boyutunda kesin ve şeffaf bir çerçeveye oturtulmazsa, gelecekte çok daha büyük mağdur kitleleri oluşacaktır.
7. İnşaat Sektörünün Sosyolojik Gerçeği ve Esnek “Hibrit Eğitim” Modeli
Türkiye’de inşaat işçiliği tesadüfi değildir; gençler akrabalarının kurduğu ekiplerle gurbete çıkarak meslek öğrenir. Ancak mevcut MESEM yönetmeliklerindeki “sabit il ve sabit işletme” zorunluluğu, kaydı imkânsız kılmaktadır. İnşaat ve mobil meslekler için “Hibrit Blok Eğitim” sistemi şarttır. Öğrenci memleketinde 15-21 gün blok teorik eğitim almalı, ardından ustasıyla şantiyelere giderek 6 ay pratik eğitim yapmalıdır.
8. Fiziksel Yeterlilik Uyumu ve Sene Kayıpsız Yatay Geçiş
MESEM öğrencilerinin %75’ini hizmet sektörleri oluşturmaktadır. 15 yaşındaki bir çocuğun fiziksel yeterliliği ağır sanayiye uygun olmadığı için doğal olarak bu alanlara yönelmektedir. Fiziksel olgunluğa (17-18 yaş) eriştikten sonra ağır sanayiye yönelmek isteyen gençler için yatay geçişin önü açılmalıdır. Ahilik Lisesine geçen öğrenci yıl kaybı yaşamadan (sorumluluk sınavıyla) doğrudan devam edebilmelidir.
9. Akademik Yüklerin Hafifletilmesi ve Yüz Yüze Sınav Modeli
Merkeze zorunlu akademik kültür dersleri değil; “meslek, iş ahlakı ve ahilik kültürü” konulmalıdır. Lise diploması hedefleyenler için açık öğretim üzerinden sınavların öğrencinin eğitim gördüğü okulda yüz yüze yapıldığı bir diploma tamamlama hakkı sunulmalı, mesleğini yapmak isteyen öğrenci ise akademik ders baskısından kurtarılmalıdır.
10. ÇALIŞMA BAKANLIĞINA ÇAĞRI: OSGB Sisteminin Yeniden Yapılandırılması ve “Doğrudan Periyodik Kontrol”
İş yerlerindeki İSG Uzmanı ve İşyeri Hekimi sisteminin acilen revize edilmesi gerekmektedir. OSGB uzmanları, işletmelere “Vincin kontrolünü yaptır” diyerek Deftere not düşmekte ve kenara çekilmektedir. Bu durum kazayı önlememektedir. OSGB’lerin standart kadrolarında periyodik kontrol yapma yetkisine sahip mühendis/teknikerlerin bulundurulması zorunlu kılınmalıdır. İşletme bir OSGB ile anlaştığında; vinç, asansör, topraklama gibi tüm periyodik kontroller doğrudan o OSGB’nin kendi kadrosu tarafından bizzat yapılmalıdır. Kaza riskleri evrak üzerinde değil sahada fiilen bitirilmelidir.
SONUÇ VE BEKLENTİLER
Mevcut mesleki eğitim modelinin tıkanıklığı sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nın iç mevzuat değişiklikleriyle aşılamayacak kadar derindir. Ülkemizin “ara eleman” değil, “aranan nitelikli ana eleman” ihtiyacının karşılanması, çocuklarımızın can güvenliğinin teminat altına alınarak öğretmenlerimizin hukuki baskıdan kurtarılması adına; raporumuzdaki stratejik adımların MEB, ÇSGB, TOBB ve TESK’in ortak inisiyatifiyle hayata geçirilmesini arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla,
Hüseyin AKCA Demokratik Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkan Yardımcısı
EKLER
EK-1: DES Eylem Kararı Karar Defteri
