Linear Yazylym
Eğitim bileşenlerinin sesi ve vicdanıdır, DES...

HÜKÜMETİ İNSAFLI OLMAYA, YETKİLİ SENDİKAYI TALEPLERİNE SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİYORUZ! - ...

TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZ - ...

TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZ - ...

4. TOPLU SÖZLEŞME HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATMASIN. - ...

15 TEMMUZ ŞEHİTLRİMİZİ RAHMETLE ,GAZİLERİMİZİ MİNNETLE YAD EDİYORUZ. - ...

2017- 2023 yılları arasında uygulanacak olan Öğretmen Strateji Belgesi Türk Milli Eğitim Sistemini felakete gö - ...

Anneler gününüz kutlu olsun. - ...

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN - ...

 

DEMOKRAT SENDİKACININ EL KİTABI
Sendika; çalışanların ortak ekonomik, sosyal, kültürel, mesleki hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturulan tüzel kişiliğe denir.
Sendikalar; sendika kurucularının, sendika merkezinin bulunduğu ilin Valiliğine başvurusu ile kurulurlar. Kurucuların en az iki yıl kamu görevlisi olarak çalışması gereklidir. Başvuru dilekçesine, kuruculara ait nüfus cüzdan sureti, ikametgah ilmühaberi, kamu görevlisi olduklarına dair belge ile sendikanın tüzüğü eklenir. Ayrıca sendikayı ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin adı ve soyadı yazılı kurucular kurulu kararının da başvuru dilekçesine eklenmesi gerekir. Evraklarda eksiklik veya tüzükte kanunlara aykırılık olması halinde, ilgili Valilik, eksikliğin bir ay içinde tamamlanmasını, Tüzükteki aykırılıkların ise ilk genel kurulda giderilmesini sendikadan ister. Eksikliklerin tamamlanmaması veya kanuna aykırılıkların giderilmemesi durumunda valilik, sendika veya konfederasyonların kapatılması için iş mahkemesine kapatma davası açar. Mahkeme, eksikliklerin tamamlanması veya kanuna aykırılıkların giderilmesi için altmış gün süre verir. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmaz ve kanuna aykırılıklar giderilmez ise, mahkeme, sendika veya konfederasyonun kapatılmasına karar verir.
Sendikalar, ülke çapında ve bir hizmet kolunda faaliyet göstermek üzere kurulurlar. Meslek veya kurum bazında sendika kurulması yasaktır. Örneğin, “Hizmetliler Sendikası”, “Teknisyenler Sendikası”, Doktorlar Sendikası” veya “mühendisler Sendikası” diye meslek bazında sendika kurulamayacağı gibi, “İller Bankası Mensupları Sendikası” diye de kurum bazında sendika kurulamaz.
Sendikalar üç yılda bir genel kurul (kongre) yaparlar.
Gerekli görülmesi halinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapabilirler. Genel kurulların toplanma ve çalışma usul ve esasları kanunlarda ve sendika tüzüğünde belirtilir.
Sendika genel kurulları, üye sayısı 1000 kişinin altına ise üyelerle, 1000 kişinin üzerinde ise delegelerle toplanır.
Sendikaların yönetim kurulları en az üç, en çok yedi üyeden meydana gelir.
Konfederasyonlar ise, en az beş ayrı hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalarca kurulur. Konfederasyonların kuruluş işlemleri ile sendikaların kuruluş işlemleri aynıdır. Konfederasyon yönetim kurulları en az beş, en çok on kişiden oluşur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sendika ve konfederasyonlara dosya numarası vermek suretiyle kayıtları tutar.
KAÇ HİZMET KOLU VARDIR?
4688 sayılı Yasa sendikaların hizmet kolu esasına göre kurulması ve faaliyet göstermesini esas almıştır. Sendikaların kurulabilecekleri hizmet kolları aşağıda belirtilmiştir :
1.      Büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri.
2.     Eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri.
3.     Sağlık ve sosyal hizmetler.
4.     Yerel yönetim hizmetleri.
5.     Basın, yayın ve iletişim hizmetleri.
6.     Kültür ve sanat hizmetleri.
7.     Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri.
8.     Ulaştırma hizmetleri.
9.     Tarım ve ormancılık hizmetleri.
10- Enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri.
11- Diyanet ve vakıf hizmetleri.
Kurumların girdikleri hizmet kolları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 7 Eylül 2001 tarih ve 24516 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik ile belirlenmiştir.
Şubeler, sendika yönetim kurulunun kararı ile, en az 400 üye ile kurulur. bir ilde birden fazla sendika şubesi kurulabileceği gibi bir çok ili kapsayan sendika şubeleri de kurulabilir.Şube yönetim kurulları da en az üç, en çok yedi kişiden oluşur.Sendika yönetim kurulu, şube kuruluşu için şube kurucular kuruluna yetki verir. Şube kurucular kurulu, sendikadan aldıkları yetki belgesini, en az iki yıldan beri kamu görevlisi olarak çalıştıklarına dair işyerlerinden aldıkları belgeyi, ikametgah ilmühaberini, nüfus cüzdan suretlerini bir dilekçe ekinde, şubenin kurulacağı ilin Valiliğine vermeleri ile şube kuruluşu sağlanmış olur.Şubeler, altı ay içinde olağan genel kurullarını yapmak zorundadırlar.Genel kuruldan önce delege seçimi yönetmeliğine göre genel kurul delegeleri seçilir.Delegelerin nasıl seçileceği yönetim kurulunca çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir.Şube genel kurulunda, Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu asıl ve yedek üyeleri seçilir. Genel kurulda ayrıca, sendika yönetim kurulunca tespit edilen sayıda üst kurul delegeleri de seçilirler.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 7 inci maddesinin (r) bendi ile sendika tüzükleri gereğince, sendika şubesinin olmadığı yerlerde bölge, il ve ilçe temsilcileri atanabilmektedir.
Temsilciler, görevli oldukları bölge, il veya ilçelerde faaliyet göstermek, hizmet kolunda çalışan kamu görevlilerini üye yapmak, sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmek, sendikayı kamu kurum ve kuruluşları dahil üçüncü şahıslara karşı temsil etmek, yazılı ve görsel basına açıklamalarda bulunmak, basın toplantısı yapmak, sendikal amaçlı her türlü eylem ve etkinliğin düzenlemekle görevlidirler. Temsilcilerin faaliyet alanları, hakları, görev, yetki ve sorumlulukları sendika yönetim kurulu tarafından çıkarılan yönetmeliklerle belirlenir.
Temsilcilikler, kamu görevlilerinin ve sendika üyelerinin sendika ile tanıştıkları ve yakın ilişkide oldukları ilk birimlerdir. Kamu görevlisi veya üye, sendika şubesine veya genel merkezine her zaman rahat bir şekilde ulaşamayabilir. Ama, temsilciye her an ulaşma imkanına sahiptirler. Temsilciler, üyelerle yüz yüze ilişki içindedirler. Üyelerin özel günlerini, doğum, ölüm, sünnet, düğün ve hastalık gibi benzeri olayları takip ederler. Bu vesile ile kurum veya kurum dışında yapılacak toplantılarda sendikayı temsil ederler. Gerektiğinde sendika şubesini veya Genel Merkezi haberdar ederler.
Sorunun iletilebileceği ilk birim temsilciliklerdir. Bu bakımdan temsilcilikler hayati öneme sahiptir. Çünkü temsilciler hem üye ile, hem işveren vekili ile hem de sendika merkezi ile yakın ve sürekli temas içindedirler.
Temsilcilikler, uygulamanın içinde bulundukları için, sendikacılığın hayat kaynağı hatta tarlası sayılır. En başarılı sendikacılar temsilciler arasından çıkarlar. Bu yüzden temsilcilikler, sendikalarca da çok önemsenirler.
Sendika temsilcileri, çevresinde sevilen, saygı gören, kötü alışkanlıkları olmayan, çevresi ile barışık, girişken, diyaloga açık, gerektiğinde uzlaşmasını, gerektiğinde mücadele etmesini bilen üyeler arasından seçilmelidir. Temsilcilerin nitelikleri ne kadar yüksek olursa, sorunların çözümü, ilgili mercilere iletilmesi ve sonuçlandırılması da o kadar kolay olur.
Temsilciler yukarıdaki özelliklere sahip olmakla birlikte, mevzuatı da çok iyi bilmeli, değişiklikleri takip etmeli ve yorumlayabilmelidir.
Bu itibarla;
Ø Anayasayı,
Ø 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununu,
Ø 2821 sayılı Sendikalar Kanununu,
Ø 2822 sayılı Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanununu,
Ø 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu,
Ø 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi,
Ø Hakimler ve Savcılar Kanununu,
Ø Üniversiteler Kanununu,
Ø Dernekler Kanununu,
Ø     Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanunu,
Ø Kamu Konutları Kanununu ve yönetmeliğini,
Ø Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini,
Ø BM kabul ettiği çalışma hayatına ilişkin belge ve sözleşmeleri,
Ø ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmelerini,
Ø Avrupa Sosyal Şartını,
Ø Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini,
Ø BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesini,
Ø Kamu Kurum ve Kuruluşlarının kuruluş kanunlarını,
Ø Kamu görevlileri ile ilgili diğer kanunları, yönetmelikleri, tüzükleri, genelgeleri,
Ø Danıştay kararlarını,
Ø Kamu görevlileri ile ilgili Yargıtay kararlarını,
Ve benzeri mevzuatı bilmek ve takip etmekle görevlidirler. Karşılaştıkları ve çözüm bulamadıkları sorunları sendika genel merkezine en seri şekilde ve varsa belgeleri ile birlikte aktarmak zorundadırlar. Kamu görevlilerinin sorunlarının beklemeye ve bekletilmeye tahammülü olmadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle sorunlarla ilgilenmek ve çözüm yolu bulmak gerekir. Yasal hakların takibinde sürenin önemi asla göz ardı edilmemelidir. Süresi içinde yapılmayan en haklı davaların bile kaybedildiği bilinmelidir.
Sendikalar üyeleri adına toplu görüşmeye katılmaya, toplu görüşmeyi sonuçlandırmaya, toplu görüşmelerde taraf olmaya ve ilgili kurullarda üyelerini temsile yetkilidir. Sendikalar, toplu görüşmelerin yanı sıra aşağıdaki konularda da çalışmalar yapar.
Kamu hizmetinin daha verimli olabilmesi ve vatandaşa daha nitelikli hizmet sunulabilmesi için; verimlilik araştırmaları yapar, sonuçlarla ilgili raporlar düzenler, ilgili kurum ve makamlara önerilerde bulunur ve işveren veya vekilleriyle ortak çalışmalar yapar.
Üyelerinin mesleki yönden yeterliliklerini artırmaya, sorunlarını çözmeye ve sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapar. Bu amaçla seminer, kurs, sosyal amaçlı toplantılar, (panel, sempozyum, konferans, açık oturum v.b.) düzenler, ilmi çalışmalar ve araştırmalar yaparlar.
İlgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere;
Üyelerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve çıkarlarının korunması ve geliştirilmesine ilişkin konular ile personel hukukunu ilgilendiren konularda çalışmalar yaparlar.
Sendikalar, üyelerinin ve ailelerinin faydalanmaları amacıyla;
 
Ø Eğitim ve sağlık tesisleri kurar ve yönetir.
Ø Dinlenme yerleri kurar ve yönetir.
Ø Spor alanları vb. yerler kurar ve yönetir.
Ø Kitaplık kurar ve yönetir.
Ø Kreş, yuva ve huzurevleri kurar ve yönetir.
Ø Yardımlaşma sandıkları kurar ve yönetir.
Üyeleri için kooperatifler kurulmasına yardım eder, ancak bağışta bulunamaz. Nakit mevcudunun % 10'undan fazla olmamak kaydıyla bu kooperatiflere kredi verebilir.
Yangın, su baskını, deprem gibi tabii afetler olduğunda üyelik şartı aranmaksızın; nakit mevcudunun % 10’unu aşmamak kaydıyla afete uğrayan bölgelerde; konut, sağlık ve eğitim tesisleri yapar. Afet bölgelerinde çalışan kamu görevlilerine ayni ve nakdi yardımda bulunur.
4688 sayılı Yasanın 19/f maddesi ile getirilen hukuk yardımı, üyelerin hak ve çıkarlarının korunabilmesi için gerçekleştirilen en önemli düzenlemelerden biridir. Sendikanın üyesine hukuki yardımda bulunabilmesi için; ihtilafın ya kamu görevlisi sıfatından, ya da yürüttüğü kamu görevi ile ilgili olması gerekir. Sendika üyenin idareyle doğmuş veya doğacak olan ihtilafında taraf olur. İdare ve yargı organları önünde üyesini temsil eder veya ettirir. Bu amaçla dava açar veya açılmış davada taraf olur. Avukat gerektiği hallerde, sendika avukatını görevlendirir.
Üyesine lojmanın verilmemesi, derecesinin yükseltilmemesi, sicilinin mesnetsiz ve belgesiz bir şekilde bozulması hallerinde üyesine yardım ve destekte bulunabilir. Kamu Konutları Kanunu ve Kanuna göre yürürlüğe konulan Yönetmeliğe göre üyesine hak ettiği halde lojman verilmediğinde, sendika olarak üyesi adına idari yargıda dava açar. Memuriyete başladıktan sonra iki yıllık veya dört yıllık yüksek okuldan mezun olan üyesinin birinci dereceye (hizmeti yeterliyse) yükselmesi veya diplomasının gerektirdiği kadro unvanının verilmesi için idari yargıda dava açar. Özlük haklarına ilişkin her konuda üyesinin hakkını korur ve gerektiğinde idari yargıda dava açar.
Üyesi soruşturma geçirdiği sırada muhakkik ya da müfettişin huzurunda avukat bulundurulmasını sağlar. Üyelerimizin de soruşturma esnasında avukat talep etme hakları bulunmaktadır. Sendika avukatı gerek duyarsa üyenin soruşturma dosyasını Avukatlık Kanununun 2/3 maddesine istinaden inceleme yetkisine sahiptir. Bundan sonra sendika adına avukat davayı açar veya açılmış davaya gerektiğinde müdahil olur.
Düzenleyici işlemler dediğimiz, kamu görevlilerini ilgilendiren tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelgeler yürürlüğe konulmadan önce idare nezdinde üyeleri aleyhine düzenleme getirilmemesi veya yapılacak düzenlemenin kamu görevlilerinin ihtiyacını karşılayacak düzeyde olması, veya bu tür çalışmalarda kamu görevlileri lehine düzenleme yapılması için; kurum idari kurulu marifetiyle çalışmalara katılır. Buna rağmen üyeler aleyhine düzenleme getirilirse, yapılan düzenlemelerin tamamının veya bazı maddelerinin iptali için idari yargıda dava açar.
Üyesine görev sırasında hakaret edilmiş veya fiili tecavüzde bulunulmuşsa sendika müdahil sıfatıyla davaya taraf olabilir. Üye, göreviyle ilgili olmayan bir suç işlemişse sendika taraf olamaz. Sanık bizzat vekalet verip avukat bulundurabilir. Bu avukat sendikanın avukatı da olabilir.
Üyenin gerek kamu görevlisi sıfatı ile gerekse yürüttüğü kamu görevi esnasında vefat etmesi halinde, mirasçılarının haklarını idare ve yargı önünde koruma yetkisine sahiptir. Örneğin üyenin resmi görevle bir yere giderken yolculuk sırasında vefat etmesi ve benzeri durumlar…
yukarıda sayılan konuların haricinde sendika üyesi adına taraf olamaz. Yani şahsi ilişkilerden kaynaklanan ihtilaflarda sendika taraf olamaz. Ayrıca taraf olma yetkisi de yoktur. Örneğin üyenin alacak-borç ilişkisi, boşanma, ev sahibi-kiracı ilişkisi ve benzeri durumlar…
 
6) Çeşitli Kurul ve Komisyonlarda Temsil
Başta AB ülkeleri olmak üzere, birçok Batı ülkelerinde temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye doğru bir süreç yaşanmaktadır. AB Ülkelerinde katılımcı demokrasinin sivil toplum örgütleri ile hayata geçtiği unutulmamalıdır. Son aylarda yürürlüğe giren kanunlarda kamu sendikalarının katılımına da yer verilmektedir.
Örneğin 4688 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi kamu görevlileri adına en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikaları konfederasyonunun Ekonomik ve Sosyal Konseyde katılımını öngörmektedir.
1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 11 inci maddesi gereği kurumda en çok üye bulunduran memur sendikası Bağ-Kur Genel Kurulunda bir üye ile temsil edilmektedir.
4077 sayılı Reklam Kanununun 17 inci maddesine göre Reklam Kurulunda ve 21 inci maddesine göre de Tüketici Konseyine memur sendikaları temsilci göndermektedir.
Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Sendikalar kanunlara aykırı olmamak ve tüzüklerinde yer almak kaydıyla üyeleri adına çeşitli faaliyetlerde bulunabilir. Sendikalar üyelerinin ortak ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için faaliyet gösteren kuruluşlardır. Bu tanım kapsamında sendikalar mevcut hak ve çıkarları korumak, hak almak ve hak aramak, hak ve çıkarları daha da geliştirmek için çeşitli eylem ve etkinliklerde, bulunurlar. Çalışanların diğer örgütleriyle işbirliği yaparlar. Amaçlarına uyan uluslararası kuruluşlara üye olabilirler. Başta çalışma hayatı olmak üzere ülke gündemindeki konulara ilişkin siyasi partiler ve TBMM nezdinde girişimlerde bulunurlar, kamu oyu oluştururlar. Ulusal ve uluslararası toplantılara katılırlar.
İşçi sendikacılığının iki yüz yıllık tarihinin neredeyse tamamına yakını hak alma mücadelesi ile geçmiştir. Kan dökülmüştür, gözyaşı dökülmüştür, can verilmiştir. Bu mücadelenin gerisinde milyonlarca insanın emeği alın teri ile birlikte çile, ıstırap, sabır, fedakarlık, kararlılık ve başarı bulunmaktadır. Bu mücadele sonucunda elde edilen kazanımları satır başları ile hatırlatmak gerekirse:
Ø 16 saati aşan günlük çalışma süresi 8 saate indirilmiştir.
Ø 8-10 yaşındaki çocukların maden işleri dahil ağır işlerde çalışmaları önlenmiş, çocuk işçilikle mücadele Devlet politikası haline gelmiştir.
Ø Ücretsiz veya karın tokluğuna çalışma önlenmiştir.
Ø Asgari geçim ücretinden-refah ücretine geçilmiştir.
Ø Kadınların yer altı ve maden işlerinde ve gece vardiyalarında çalışmaları kurala bağlanmıştır.
Ø Çalışma hayatında kadın-erkek ayrımı önlenmiş, aynı işi yapan kadın ve erkeğe farklı ücret ödenmesinin önüne geçilmiştir.
Ø Sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı elde edilmiştir.
Ø İşçi sağlığı ve iş güvenliği yasaları çıkarılmıştır.
Ø Bir çok sosyal haklar elde edilmiştir. (giyecek, yiyecek ve ulaşım ücretleri, yemek ücretleri, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, vardiya ücreti, tatil gününde çalışma ücreti, mesai ücreti, doğum ve ölüm yardımları ve benzeri ücret, yardım ve haklar)
Ø Yılın her günü çalışmakta iken, ücretli yıllık izin hakkı elde edilmiştir. Cumartesi ve Pazar günleri ücretli tatil olmuştur.
Ø Örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkı elde edilmiştir.
Ø Bu haklar her ülkede Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu hakların uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınması sağlanmıştır.
Türkiye’de yukarıda sayılan hakların mücadelesi yeterince verilmemiş, bu haklar adeta lütfedilmiştir. Oysa bu hakların değeri iyi bilinmelidir. Bu hakları daha ileriyle götürmek için sendikalar çok çalışmalıdır. Bu konuda çalışanlara karşı borcu olduğunu asla unutmamalıdır. Kamu çalışanlarının sendikal haklarını elde etmesi verilen mücadele bin bir güçlükle de olsa amacına ulaşmıştır.
Nitekim kimi sendikaların sendika yasasının çıkmaması için her türlü eylemliğe başvururken, hatta biber gazına maruz kalırken, BASK Genel Başkanı Resul AKAY’IN Yalova-Ankara arasındaki 450 km. yolu 29 günde kesintisiz bir şekilde yürümek suretiyle başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar OKUYAN’ın direncini kırmış, 57 nci Hükümet ve 21 Dönem TBMM Üyeleri üzerinde de olumlu bir baskı oluşturmuştur.
Türkiye’de sendika denilince akla ücret sendikacılığı gelmektedir. Sendikaların işlevi sadece ücret almak, ücretleri iyileştirmek değildir. Ücretlerin iyileştirilmesi sendikaların işlevlerinin ancak bir bölümüdür.
Sendikanın tanımına bir kez daha hatırlamak gerekirse;
Sendikalar, üyelerinin ortak ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve çıkarlarını koruyan ve geliştiren kuruluşlardır.
Sendikalar, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal kazanımlarını korurlar.
Sendikalar, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini gözetirler ve korurlar.
Sendikalar, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal kazanımlarını geliştirirler.
Sendikalar, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini gözetirler ve geliştirirler.
Bunu yaparken, anayasa ve yasalardan kaynaklanan tüm haklarını kullanırlar. Sendikal eylem ve etkinliklerle gerektiğinde hukukun sınırlarını zorlarlar. Yeni kazanımların yasal güvence altına alınmasını sağlarlar.
Üyelerinin mesai dışındaki yaşamı ile ilgili pratik değer ifade eden önerilerde bulunurlar.
Üyelerini tek bir birey olarak değil, aile fertleri ile bir bütün olarak görürler.
Sendikaların üyeleri de, toplumun diğer bireyleri gibi toplumun bir parçasıdır. Başta çalışma hayatı olmak üzere, ülke gündemindeki her konuya taraf olurlar, gündeme müdahale ederler, gündem oluştururlar, gündemi değiştirirler. Mecliste çıkacak yasaların istenen şekilde çıkması için çaba gösterirler. Gerektiğinde kamuoyu baskısını kullanarak çalışanların zarar göreceği yasaların çıkmasını önlerler.
Memurlar, ülkedeki aydın kesiminin önemli bir bölümünü oluştururlar. Bu açıdan ayrı bir sorumlulukları vardır ve bu sorumluluğun yerine getirilmesi için sendikalar birer araçtır. Sendikaların gücü, sendikacılığın asıl işlevi, örgütlü gücü etkili hale getirebilmektir. Yani önemli olan sadece yetkili olmak değil, etkili olabilmektir. Yetkili olan etkili olamazsa, olamıyorsa, örgütlü gücü kullanamıyor demektir.
4688 sayılı Kanunun, yetkilerin belirlenmesine ilişkin 30 uncu maddesi 5198 sayılı Kanunla değiştirilmiş, sahte ve fason üye yazılımı önlenmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 5198 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanması konusunda 9 Temmuz 2004 tarih ve 25517 sayılı Resmi Gazetede bir Tebliğ yayımlamak suretiyle izlenmesi gereken yol ve yöntem konusunda açıklık getirmiştir.
Yeni düzenlemeye göre yetkili sendika ve konfederasyonların belirlenmesinde;
1- Kurumlarca yapılacak tespit :
Her yıl, 15 Mayıs tarihi itibariyle, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatlarında, kurumun işveren vekili, tahakkuk memuru veya mali hizmetler birimi yetkilisi ile kurumun hizmet kolunda faaliyette bulunan sendikaların temsilcileri, 15 Mayıs tarihini takip eden iki iş günü içinde bir toplantı yaparak, o birimde 15 Mayıs tarihi itibariyle aidatı kesilen sendika üyelerinin listeleri üzerinde çalışma yaparak, hangi sendikaya kaç üyesinden aidat kesildiğini belirler ve bu durumu bir tutanakla imza altına alırlar. Tutanaklar isim bazında olmayıp sadece sayı bazında bilgileri kapsarlar. Aidatı kesilmeyenler, tutanak düzenlenirken dikkate alınmaz. Birim yetkilileri, önceden tedbir alarak, toplantının tarih ve yerini, hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalara bildirerek birer temsilci görevlendirmesi isterler. Sendika temsilcileri, o birimdeki üye listelerini, önceki aylardaki aidat kesinti listelerini yanlarında bulundururlar. Temsilciler, sendika şube veya genel merkezi ile görüşerek, son üye listelerini öğrenerek, yeni üye veya istifa etmiş üyelerini öğrenirler. Makul bir gerekçe olmaksızın aidatı kesilmemiş üyelerinin olması veya aidat listelerinde yanlışlık yapıldığının anlaşılması durumunda, sendika temsilcileri ilgili idareyi uyarırlar. Gerekli düzeltmenin yapılmaması durumunda tutanağa şerh (itiraz kaydı) düşülür.
Taşrada düzenlenen tutanaklar süratle kuruma (Bakanlık veya Genel Müdürlüğü) gönderilir. Sendika temsilcileri de, imza ettikleri tutanağı süratle sendika genel merkezlerine faks ederler.
Taşrada yapılan toplantının bir benzeri, 20 Mayıs tarihini takip eden günlerde bakanlık veya genel müdürlükte yapılır. Bu toplantının yeri ve tarihi, hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalara bildirilerek temsilci görevlendirilmesi istenir. Taşradan gelen tutanaklar birleştirilerek, bakanlık veya o genel müdürlükte kaç kişinin çalıştığı, kaç kişinin sendikalı olduğu ve bunların sendikalara göre dağılımı belirlenir ve bir tutanakla imza altına alınır. Böylece o kamu kurum veya kuruluşundaki sendika üyelerinin sendikalara göre dağılımı belirlenmiş olur. Buradaki tespitte de, sendika temsilcileri, gerek görmesi halinde tutanaklara şerh (itiraz kaydı) düşebilir. Kamu kurum ve kuruluşlarınca imza altına alınan tutanaklar, hem kurumlar, hem de sendikalar tarafından Mayıs ayının son gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilir.
1.              Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacak tespit:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kurumlardan ve sendikalardan gelen müşterek imzalı listeler (tutanaklar) üzerinde çalışma yapar. Adı geçen Bakanlık, Tüm tutanakları birleştirerek, kurumlarda çalışan toplam kamu görevlilerinin sayısı ile sendikalar itibariyle üyelik kesintisi yapılan üye sayılarını belirler. Böylece 15 Mayıs tarihi itibariyle her hizmet kolundaki sendikaların üye sayıları, yetkili sendikaların üye sayıları ile konfederasyonların üye sayıları belirlenir ve sonuçlar her yılın Temmuz ayının ilk haftasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Resmi Gazetede yayımlanır.Sendika ve konfederasyonlar, yayımlanan sayılara yayım tarihinden itibaren beş işgünü içerisinde Ankara İş Mahkemelerinde itiraz edebilir. Mahkeme on beş gün içerisinde itirazı karara bağlar.Yukarıda açıklanan üye tespitinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus şudur; sendika işyeri temsilcilerinin toplantıya hazırlıklı gitmesi ve aidat kesintisi yapılan üyelerinin tespit tutanağına tam olarak yansımasını sağlamasıdır.
4688 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde yapılan değişiklik ile üyelik aidatı kesilmesi önündeki engeller kaldırılmıştır. Üye sayısına ve oranına bakılmaksızın sendikalar üyelerinden aidat kestirebileceklerdir. Kesinti listeleri de her ayın son haftasında işyerlerinde herkesin görebileceği bir yerde ilan edilecektir. Bu listeler temsilciler tarafından dikkatle izlemeli ve üyelerinden aidat kesilip kesilmediğini kontrol etmelidirler.
Yetkili sendikalar, her yıl yeniden belirlenir. Bir başka deyişle; her yıl 15 Mayıs’tan sonra bir sonraki yılın 15 Mayısına kadar sendikalar yeni bir yetki mücadelesi verirler.
25 Haziran 2001 tarihinde TBMM’de kabul edilerek 13 Ağustos 2001 tarihinde yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda “kamu görevlisi” şöyle tanımlanmıştır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro veya pozisyonunda daimi suretle çalışan, adaylık veya deneme süresini tamamlamış kamu görevlileridir.”
Tanıma göre bu kanun kapsamında kamu görevlisi sayılabilmek için;
Ø Kamu kurum ve kuruluşlarının birinde çalışıyor olmak,
Ø İşçi statüsü dışında bir kadro veya pozisyonda olmak,
Ø Geçici değil, daimi suretle çalışmak.
Ø Adaylık veya deneme süresini bitirmiş olmak. Bir başka ifadeyle stajyerliği sona erip, asaleti tasdik edilmiş olmak,
gerekir.
İş kanununda işyeri, işin yapıldığı yer olarak tarif edilirken 4688 sayılı Kanunda kamu hizmetinin yürütüldüğü yer olarak tanımlamıştır. Buna göre işyeri; kamu görevlisinin kamu hizmetini bizzat yaptığı yerdir. Kanuna göre, hizmetin niteliği ve yürütülmesi bakımından bağlı tüm birimler de asıl işyerinden sayılır. Pratikte bunun anlamı şudur; o işyerinde çalışan kamu görevlisinin başına bir kaza gelirse, iş kazası sayılır. Örneğin;
 
Ø Bayan memurlar için çocuk emzirme yerleri,
Ø Yemekhaneler,
Ø Varsa çay ve sigara salonları,
Ø Servis araçları,
 
MEMUR SENDİKALARINA KİMLER ÜYE OLABİLİR?
Kamu görevlisi, çalıştığı işyerinin girdiği hizmet kolunda kurulu bulunan herhangi bir sendikaya üye olabilir. Hangi sendikaya üye olacağına memurun kendisi karar verir, yani her kamu görevlisi tercih hakkına sahiptir. Sendikaların kamu görevlisini üye kayıt edip-etmeme konusunda hiç bir tercih hakları yoktur.
Memur üye olmak istediği sendikaya üç nüsha olarak doldurduğu üyelik formu ile başvurur. Sendika, başvuruyu, başvuru tarihinden itibaren 30 gün içinde reddetmezse, üyeliği kabul edilmiş sayılır. Üyelik başvurusu, gerekçe gösterilmeden reddedilemez. Üyelik gerekçe gösterilmeden reddedilirse veya gösterilen gerekçe haklı değilse, memura dava açma hakkı doğmaktadır. Sendikanın reddetme kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli iş mahkemesinde dava açabilir.
Birden çok sendikaya üye olunamaz. Birden çok sendikaya üye olunursa, sonraki üyelikler geçersizdir. Bir sendikaya üye olan memur, istediği zaman istifa edebilir. Ancak bu istifa, başvuru tarihinden itibaren bir ay sonra geçerli olur. Bu süre zarfında yeni sendikaya üye olunmuşsa, yeni sendikaya üyeliğin başlangıcı, istifa edenin, istifa formunu, çalıştığı işyerinden evrak kayıt tarihi aldığı tarihi takip eden bir aylık sürenin sonudur.
SENDİKADAN İHRAÇ NASIL OLUR?
Üyenin sendikadan ihraç kararını ancak sendika genel kurulu alır. Sendika veya şube yönetim kurulunun ihraç hakkı yoktur. Üye bu kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde görevli mahkemeye (iş mahkemesine) itiraz edebilir. Mahkeme 2 ay içinde kesin kararını verir. Mahkeme kararına kadar üyelik devam eder.
Anlaşılacağı üzere, Kanun; sendikaya üyelik ve sendikadan ihraç açısından memur lehine düzenleme getirmiştir.
Ancak sendika disiplin kurulları marifetiyle, sendika tüzüğünde varsa, üyelere geçici ihraç cezası verilebilir. Kesin ihraç kararı, genel kurulun yetkisindedir.
Sendika organlarında görevli iken emekliye ayrılanların sendika organlarındaki görevleri seçildikleri dönemin sonuna (yani bir sonraki genel kurula) kadar devam eder.
Sendikalara 4688 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre; müsteşarlar, genel müdürler, daire başkanları ve bunların yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, merkez teşkilatlarının denetim birimlerinin yöneticileri ve kurul başkanları, hukuk müşavirleri, bölge il ve ilçe teşkilatlarının en üst amirleri ile bölge müdürleri, il müdürleri ve ilçe müdürleri de sendikalara üye olamazlar. Aday memurlar da, asaletleri tasdik oluncaya kadar sendikalara üye olamazlar.
100 ve daha fazla kamu görevlisinin çalıştığı iş yerlerinin en üst amirleri ile bunların yardımcıları da sendikalara üye olamazlar. Yüzden fazla kamu görevlisinin çalıştığı işyerlerinde bölge, il ve ilçe müdürünün yanı sıra yardımcıları da sendikalara üye olamaz. 100’den az olan yerlerde ise bölge ve il müdürleri üye olamaz ancak müdür yardımcıları üye olabilir.
Sendikaların üyeleri, diledikleri an sendikalarından istifa edebilirler. Buna üyelikten çekilme denir. Üyelikten çekilme şekli, 4688 sayılı Kanunun 5198 sayılı Kanunla değişik 16 ıncı maddesinde yeniden düzenlenmiştir.
Üyelikten çekilme Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan, üç nüshalı ve arka sayfasında seri numarası bulunan üyelikten çekilme formunun usulüne göre doldurularak, kişinin çalıştığı birimin evrak kaydına verilmesi ile olur. Çekilme bildirimini alan birim yetkilisi, evrak kayıt numarası ve tarih vererek, çekilme bildiriminin bir suretini derhal istifa eden kamu görevlisine vermek zorundadır. İlgili birim ayrıca, kendisinde kalan iki nüshanın birini 15 gün içinde istifa edilen sendikaya gönderir. Bir nüshasını da, kişinin özlük dosyasında saklar.
Üyelikten çekilme formları, üye olunan sendikadan veya bir başka sendikadan temin edilebilir. Üyelikten çekilme formunun üç nüshasının da aynı seri numaralı olmasına, her nüshasının imzalanmasına ve istifa tarihinin yazılmasına dikkat edilmelidir.
Kamu görevlileri açısından güvence; iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılabilirler. Bunun için farklı bir işleme tabi tutulamazlar ve görevlerine son verilemez. Sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle kamu görevlileri arasında işveren tarafından ayırım yapılması suçtur.
Sendika temsilcisi ve yöneticisi açısından güvence; 4688 sayılı Kanunun 5198 sayılı Kanunla değişik 18 inci maddesi gereğince, “kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi ile sendika ve şube yöneticilerinin işyerlerini haklı bir sebep olmadıkça ve sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez”.
Konfederasyon, sendika  ve şube yönetim kurulu üyeliğine seçilenlerin aylıksız izinli olma (profesyonel) hakkı, sendika tüzük hükümleri ile ilgilinin yazılı isteğine bağlıdır. Bu görevlere seçilenler, seçildikleri tarihten itibaren otuz gün içerisinde kurumlarına yazılı olarak başvurarak aylıksız izinli olmak istediklerini bildirirler. Aylıksız izinli sayılmayan yani profesyonel olmayan sendika ve şube yönetim kurulu üyeleri, haftada bir gün izin kullanırlar.
Kurumlarından aylıksız izinli sayılan konfederasyon, sendika veya şube yönetim kurulu üyeleri ile bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderlerinin kurumlarınca karşılanmasına devam olunur.
Sendika organlarına seçilip de aylıksız izinli sayılanlar, sendika organlarındaki görevleri sona erince; bir ay içinde kurumlarına başvurmaları halinde, işverence başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde eski görevlerine veya benzer bir göreve atanma hakkına sahiptirler.
Sendika organlarında görev alanlar, yerel ve genel seçimlerde aday oldukları takdirde sendikadaki görevleri adaylıkları süresince askıda kalır, seçildikleri takdirde görevleri son bulur, seçilemedikleri takdirde ise sendikadaki görevlerine geri dönebilirler.
Açığa alma, resen emeklilik, göreve son verilmesi, tayin ve sair hallerde kamu görevlisi mahkemeye başvurursa, sendikadaki görevi mahkeme kararı kesinleşinceye kadar devam eder.
Ülkelerin anayasa ve yasalarında yer alan hak ve özgürlüklerin kullanılmasında çoğu zaman sorunlar ve sıkıntılar yaşanmış, bu hakların kullanımı o ülkelerin yönetimlerince engellenebilmiş ve hak ihlalleri meydana gelmiştir. Ya iktidar partileri ya da yönetim mekanizması içerisinde yer alan bir bürokrat, hak ve özgürlükleri anlamsız ve kullanılamaz hale getirmiştir. Yani, hak ve özgürlüklerin bir ülkede anayasa ve yasalarda var olması, hayata geçirilebilmeleri için yeterli olmamıştır.
Bu nedenle, hak ve özgürlüklerin korunması ve kullanılması ile ihlal dediğimiz sendikal hakların çiğnenmesinin önüne geçilmesi amacıyla, uluslararası güvencelere ihtiyaç duyulmuştur. Uluslararası güvenceler, uluslararası sözleşmelerle sağlanmaktadır.
Sendikal hak ve özgürlüklerin yer aldığı ve ülkemiz tarafından onaylanan bir çok uluslararası sözleşme vardır. Bunların en önemlileri; Birleşmiş Milletler Belgeleri (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası   Sözleşmesi, vb), kısa adı ILO olan Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmeleri (87, 98, 135 ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri, vb.), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartıdır.
7 Mayıs 2004 tarih ve 5170 sayılı Kanun ile Anayasamızın 90 ıncı maddesinde yapılan değişiklikle:
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”
Anayasanın 90 ıncı maddesindeki yeni düzenleme, uluslararası sözleşmelerde yer alan hakların kullanılması açısından son derece önemlidir. Daha önce iç hukukta uluslararası sözleşmelerle ters düşen hükümler nedeniyle yargıda oluşan tereddütlere son bulacaktır.
Uluslararası Sözleşmelerin bir kısmı denetim mekanizması içermektedir. Yani, onaylanan bir sözleşmeye aykırı davranışlar olduğunda şikayet mekanizmalarını devreye sokmak mümkündür. ILO Sözleşmeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu nitelikteki sözleşmelerdir.
Türkiye tarafından onaylanan ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen, denetim mekanizması da içeren uluslararası sözleşmelerle sendikal hak ve özgürlüklere getirilen uluslararası güvencelerin bir kısmı aşağıdaki gibidir:
Türkiye tarafından onaylanan ve 11.12.1992 tarih ve 21432 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) Sözleşmesinin 2 nci maddesi;
“Çalışanlar ve işverenler, herhangi bir ayrım yapılmaksızın ve önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak ve yalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşuluyla bunlara üye olmak hakkına sahiptirler.”
3 üncü maddesinin ikinci bendi;
“Kamu makamları, bu hakkın yasaya uygun kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar.”
Yine Türkiye tarafından onaylanan ve 11.12.1992 tarih ve 21432 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesine İlişkin 151 Sayılı ILO Sözleşmesinin 4 üncü maddesi;
1. Kamu görevlileri, çalıştırılmaları konusunda sendikalaşma özgürlüğüne halel getirecek her türlü ayrımcılığa karşı yeterli korumadan yararlanacaklardır.
2. Böyle bir koruma, özellikle aşağıdaki amaçlara yönelik tasarruflara karşı uygulanacaktır:
a. Kamu görevlilerinin çalıştırılmalarını, bir kamu görevlileri örgütüne katılmama veya üyelikten ayrılma koşuluna bağlamak,
b. Bir kamu görevlisini, bir kamu örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetlerine katılması nedenleri ile işten çıkarmak veya ona zarar vermek.”
5 inci maddesi;
“1. Kamu görevlileri örgütleri kamu makamlarından tamamen bağımsız olacaklardır.
2. Kamu görevlileri örgütleri kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalelerine karşı yeterli korumadan yararlanacaklardır.
3. Bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemler bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edilecektir.”
hükmünü içermektedir.
ILO Sözleşmelerinde yer alan hükümlerin ihlali halinde ILO’ya başvurma hakkı, tüzel kişilere yani sendikalara tanınmıştır. 2002 yılında, Bağımsız Yapı-İmar Sen ve Bağımsız Ulaşım-Sen üyelerine ve yöneticilerine yönelik baskılar ILO’ya iletilmiş ve ILO’nun 2003 ve 2004 yılı Sendika Özgürlüğü Komitesi Raporunda yer almıştır.
Türkiye tarafından onaylanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11 inci maddesinin birinci bendi şöyledir:
“Her şahıs asayişi ihlal etmeyen toplantılara katılmak ve başkaları ile birlikte sendikalar tesis etmek ve kendi menfaatlerini korumak üzere sendikalara girme hakkı dahil olmak üzere dernek kurma hakkına haizdir.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ilişkin yukarıdaki bendin kamu makamlarınca ihlal edilmesi durumunda açılacak davalarda iç hukuk yollarının tüketilmesi, yani ilk mahkeme ve yüksek mahkemede sonuç alınamaması durumunda, yüksek mahkeme kararının ilgiliye tebliğinden itibaren altı ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru hakkı vardır.
Sendikal haklar genelde işveren veya vekilleri tarafından ihlal edilir. Kamu görevlilerinin işvereni Devlet olduğu için ihlaller Devlet adına kamu gücünü kullanan kamu makamlarınca yapılır. Kamu makamları kimi zaman bakan, kimi zaman müsteşar ve yardımcıları, kimi zaman genel müdür ve yardımcıları, kimi zaman daire başkanları ve yardımcıları, kimi zaman bölge, il ve ilçe müdürleri ve bunların yardımcıları, kimi zaman şube müdürleri ile elinde yetki bulunan kamu görevlileri olabilir. İhlaller, bir kurumda kurum amirinin sendikalar arasında taraf tutması ile kurum bazında olabileceği gibi, kurumun herhangi bir yetkilisi tarafından bireysel de olabilir.
Bir sendikaya üye olmayı önlemek, bir sendikadan istifa etmeyi önlemek, sendikal etkinliklerde bulunmayı veya etkinlikleri önlemek, üyelik veya çekilme bildirimlerini almamak, üye aidatı kestirmemek veya geciktirmek, sendika yetkilileri veya üyeleri hakkında ayrım yapmak, sendika üyesi olduğu için kamu görevlisini sürmek, görevden almak, görev yerini değiştirmek, sicilini bozmak, dilediği personele lojman vermek veya vermemek veya lojmandan çıkarmak, tehdit etmek, baskı yapmak ve benzeri işlemler sendikal hakların ihlali sayılır. Burada dikkat edilecek nokta, kamu işvereninin bu eylemlerinin amacının sendika nitelikli olmasının kanıtlarını elde etmektir.
Sendikal haklar, sendikalar tarafından da ihlal edilebilir. Sendikadan ayrılmayı önlemek veya sendikaya üye yapmak için, sendikalar tarafından yapılacak baskı ve tehditler de hak ihlali sayılır.
İhlaller bazen kişilerden de gelebilir. Bir kamu görevlisinin bir sendikaya üyeliğine veya bir sendika üyeliğinden ayrılmaya zorlamak, kamu görevlisi üzerinde fiili, sözlü veya psikolojik baskı, tehdit uygulamak da hak ihlâli sayılır. Bu tür hak ihlalleri en seri şekilde sendika ve konfederasyon genel merkezine iletilmelidir.
Sendikal hak ihlali ile karşılaşan üye öncelikle sendika yetkililerini haberdar etmelidir. İhlal ile karşılaşan kamu görevlisi, durumu bir dilekçe ile kurum yetkililerine şikayet edebilir. Ayrımcılık yapıldığına dair şikayeti varsa veya sendikal içerikli baskıya, tehdite ve saldırıya maruz kalmışsa Cumhuriyet Savcılığına başvurabilir. Bu durumda ihlale ilişkin belge ve şahitler önem arz edecektir.
Bazı kamu görevlileri sendikal ihlalleri şikayetten kaçınabilir. Bu durumda sendika temsilcilerinin duyarlı olması ve durumu sendika genel merkezine bildirmesi gerekir.
Unutulmamalıdır ki, kamu görevi ne olursa olsun hiçbir kamu görevlisi ayrımcılık yapamaz. Sendikal rekabette taraf tutamaz. Sendikalar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunma hak ve yetkisi yoktur.
Sendikal hak ihlalinde bulunanların mutlaka şikayet edilmesi gerekir. İlçelerde kaymakamlığa, illerde Valiliğe başvurulabileceği gibi, konusu suç teşkil ediyorsa Cumhuriyet Savcılığına da başvurularak suç duyurusunda bulunmalıdır.
Hak ihlalleri sendika genel merkezine iletildiği takdirde; hak ihlalinde bulunanın kimliğine ve idari görevinin niteliğine bakılmaksızın, sendika adına Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, ilgili bakanlık, ilgili genel müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütüne durum bildirilmekte ve hak ihlalinde bulunanlar hakkında soruşturma açılması sağlanmaktadır. Gerektiğinde mahkemelerde dava açılmakta veya açılmış davalara müdahil olunmaktadır. Sendikamız tarafından üzerinde durulan nokta, kimsenin yaptığı keyfiliğin ve hukuk dışı davranışın yanına kalmamasıdır.
İhlalleri kamu makamları yaptığı takdirde, hem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hem de Türk Ceza Kanunu açısından suç işlemiş olacaklardır. Soruşturma ve mahkemelerde ihlallerin belirlenmesi halinde, ayrıca ilgililer hakkında tazminat davaları da açılabilir. Kamu makamları dışındaki kişi ve kuruluşlardan kaynaklanan ihlaller karşısında konu mahkemelere intikal ettirilmeli ve dava açılmalıdır.
Bazen de, kendisini iktidar partilerinin memuru sayan idareciler siyasi nedenlerle sendikalar arasında taraf tutabilir, baskı ve tehditlerde bulunabilir. Kendisini devletin değil de bir siyasi partinin memuru sayan bürokratlar, acilen sendika genel merkezine bildirilmelidir. Bu anlayıştaki bürokratların devletin her seviyesindeki görevlerden ayıklanması, bürokrasinin parti memurlarından temizlenmesi hukuk devleti için şarttır. Bu nedenle bahse konu kişiler tüm şikayet mekanizmaları kullanılarak, konunun soruşturulması ve görevden alınmaları için her türlü tedbir alınmalıdır.
Sendikaların şube yöneticisi, bölge, il, ilçe ve işyeri temsilcileri şunu bilmelidirler ki, kendi hakkını savunamayan başkasının hakkını savunamaz.
Ve sendikal mücadeleye gönül verenler; merhum İsmet İnönü’ye atfedilen şu sözü akıllarından çıkarmamalıdırlar:
“Namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadırlar”
4688 SAYILI YASADA ÖNGÖRÜLEN YÖNETİME KATILMA MEKANİZMALARI NELERDİR?
4688 sayılı Yasa, işçi sendikalarından farklı olarak yönetime katılmayı düzenlemiştir.
Batı ülkelerinde özellikle Fransa’da kamu görevlileri oluşturulan danışma mekanizmaları yoluyla yönetime katılırlar.
4688 sayılı Yasada yönetime katılma İşyeri Temsilcilikleri, Kurum İdari Kurulları ve Yüksek İdari Kurulla düzenlenmiştir.
20 den fazla kamu görevlisinin çalıştığı işyerlerinde kamu görevlilerinden en çok üye kaydeden sendika işyeri temsilcisi seçmeye yetkilidir. Bir iş yerinde kamu görevlisi sayısı 20-100 ise bir, 101-500 arasında ise iki, 501-1000 arasında ise üç, 1001-2000 arasında ise beş, 2000’den fazla ise en çok yedi temsilci görevlendirilir. Bunlardan biri baş temsilci olarak atanır. İşyeri temsilcisi işyerindeki bu görevini haftada iki saat resmi izinli olarak yerine getirir. Ancak temsilcinin sendikal çalışması bu süre ile sınırlı değildir. Temsilci idare ile iyi ilişkiler kurarak sendikal çalışmalarını yürütür.
İşveren yönetim ve hizmet aksamayacak şekilde temsilciye kolaylık sağlamak zorundadır.
4688 sayılı Kanunun 5198 sayılı Kanunla değişik 18 inci maddesi gereğince,
“kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi ile sendika ve şube yöneticilerinin işyerlerini haklı bir sebep olmadıkça ve sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez”.
İşyeri sendika temsilcilerinin yasal güvenceleri bulunmaktadır.
Temsilcinin üç görevi vardır. Birincisi; sendika şubesi ile memurlar arasında köprü oluşturmaktır. İkincisi işverenle memurlar arasında köprü oluşturmaktır. Üçüncüsü ise işveren veya işveren vekili ile sendika arasında köprü oluşturmaktadır. İş yerindeki kamu görevlisinin problemini işveren veya işveren vekili ile diyalog içerisinde çözmeye çalışır, mümkün olmazsa konuyu şubesine veya sendikaya intikal ettirir.
Kurul, kurum düzeyinde kamu görevlilerinin işyeri çalışma koşulları ve kanunların kamu görevlilerine eşit uygulanması konularında görüş bildirmekle görevlidir.
Kurul, o kurumda en çok üyeye sahip sendika ile işverenin eşit sayıdaki temsilcisinden oluşur. Taraflar 2’den az, 5 ‘ten çok olamaz. Kurumun yetkili amirince işveren vekillerinden biri kurul başkanı, sendika temsilcilerinden biri kurul başkan vekili ve kurul üyelerinden biri raportör olarak görevlendirilir. Kurulda görev yapacak sendika temsilcileri, sendikanın kurumdaki üyeleri arasından sendikaca belirlenir. Sendikalar aynı sayıda yedek temsilci belirlerler. Asıl üyenin katılmadığı toplantılara yedek üyeler katılır.
Kurul, Nisan ve Ekim aylarında olmak üzere kamu işveren vekili tarafından tespit edilecek yer, gün ve saatte yılda iki kez toplanır. Toplantı gündemi, sendika temsilcileri ile işveren vekili tarafından toplantı tarihinden en geç on beş gün önce tespit edilir.
Kurul, Nisan ve Ekim aylarında olmak üzere yılda iki kez yapacağı toplantılarda gündem dahilinde toplanıp görüşmelere başlar. Toplantı sonucunda ortaya çıkacak görüşler bir rapor haline getirilerek tutanağa bağlanır ve taraflarca imzalanır. Görüşme raporlarının bir örneği sendika temsilcisine, bir örneği kamu işveren vekiline verilir ve bir örneği de kurum ilan panosuna asılır. Kurul toplantılarına, bir önceki görüşme raporunda yer alan hususlar değerlendirilerek başlanır ve taraflar gündemde yer alan konuları sırasıyla görüşürler.
Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında toplanan bir kuruldur.
Bu kurul Toplu görüşmelerde belirlenen mutabakat metinlerinin uygulanmasını izler. Kamu görevlilerinin hak, ödev ve çalışma şartlarının düzenlenmesi ve kanunların kamu görevlilerine eşit uygulanmasına yönelik kararların alınması için, toplu görüşmeleri yürütecek olan Kamu İşveren Kurulu’na görüş bildirir.
Bu kuruldaki kamu işveren temsilcileri şunlardır:
1.      Bakanlıklar ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarının müsteşarları,
2.     Devlet Personel Başkanı,
3.     Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanı,
4.     İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürü,
5.     Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü,
6.     Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü,
7.     Bağımsız Başkanlıkların Başkanları,
8.     Kamu İşveren Sendikası temsilcileri
Kurulda kamu görevlilerini, üye sayıları itibariyle bağlı sendikalarında en çok üyesi bulunan ilk üç konfederasyonun üyeleri oranında seçecekleri 15 temsilciden oluşur.
Kurula hangi kamu işveren sendikası genel başkanının katılacağını (Örneğin TÜHİS mi, KAMU-İŞ mi?), kamu toplu iş sözleşmelerinin koordinasyonundan sorumlu Devlet Bakanı belirler. Ağustos 2002’deki toplu görüşmelerde kamu işveren sendikası olarak Kamu-İş görüşmelere katılmıştır.
Kurul, yılda en az bir kez toplanır. Kurul Başkanı zorunlu durumlarda Kurulu her zaman toplantıya çağırabilir. Kurulun olağan toplantıları, her yılın Haziran ayının ilk yarısı içerisinde Devlet Personel Başkanlığınca belirlenecek yer, gün ve saatte yapılır.
Kurul toplantılarının gündemi, kurul üyelerinin talep ve önerileri dikkate alınmak suretiyle Kurul Başkanınca tespit edilerek Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
Kurul gündeminde olan konulara ilişkin bilgi ve belgeler Devlet Personel Başkanlığınca temin edilir. Kamu kurum ve kuruluşları bu maksatla talep edilecek her türlü bilgi ve belgeleri verirler.
Kurul toplantıları sonunda, kurul üyelerinin çoğunluğunca belirlenen görüş ile bu görüşe katılmayanların görüşleri bir tutanağa bağlanır.
Yüksek İdari Kurulca belirlenen görüş, toplu görüşme tarihinden en az on beş gün önce Devlet Personel Başkanlığınca konfederasyonlara gönderilir ve Kamu işveren Kuruluna sunulur. Bu görüşler, toplu görüşme toplantılarının gündemi belirlenirken dikkate alınır.
TOPLU GÖRÜŞME: TOPLU GÖRÜŞME KONULARI NELERDİR?
Kanunun 3 ve 28 inci maddelerinde toplu görüşmenin gündem maddeleri şöyle sıralanmıştır.
v     Katsayı,
vGöstergeler,
vAylık ve ücretler,
vHer türlü zam ve tazminatlar,
vFazla çalışma ücretleri,
vHarcırah,
vİkramiye,
vLojman tazminatı,
vDoğum, ölüm ve aile yardım ödenekleri,
vTedavi yardımı ve cenaze giderleri,
vYiyecek ve giyecek yardımları,
vBu mahiyette etkinlik artırıcı diğer yardımlar.
Toplu görüşmelerde konu sınırlaması yoktur. Aksine, yetkili sendikalar ne kadar hazırlıklı olurlarsa, konulara ne kadar hakim olurlarsa, örgütlü gücünü etkili bir şekilde kullanarak, bu gücü siyasi iktidara hatırlatabilirse ve kamuoyu desteğini arkasına alabilirse hak almaları kolaylaşır.
Hükümet adına Kamu İşveren Kuruludur. Kurulun başkanlığına Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanı başkanlık eder. Kamu görevlilerini ise; her hizmet kolunda yetkili sendikalar ile bu sendikaların bağlı bulunduğu konfederasyonlar temsil eder.
Toplu görüşme masasına Kamu İşveren Kurulu ile yetkili sendikalar ve bunların bağlı olduğu konfederasyonlar eşit sayıda temsil edilirler. Kamu görevlilerini temsil eden heyetin başkanlığını, en çok üyeye sahip konfederasyonun başkanı yürütür.
Toplu görüşmeler, her yılın Ağustos ayının 15’inde herhangi bir çağrıya gerek kalmaksızın başlar.
TOPLU GÖRÜŞME GÜNDEMİ NASIL BELİRLENİR?
Kamu İşveren Kurulu, Yüksek İdare Kuruldan gelen önerileri de dikkate alarak, toplu görüşme kapsamındaki konulara ilişkin bilgi ve belgeleri kurula sunar. Taraflar, toplu görüşmeye esas olacak önerilerini sunarlar. Hazırlık çalışmaları ve öneriler dikkate alınarak gündem oluşturulur.
4688 sayılı Yasanın toplu görüşmenin sonuçlanması ve mutabakat metni başlıklı 34 üncü maddesi şöyledir:
“Toplu görüşme en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır. Bu süre içinde anlaşmaya varılırsa, düzenlenen mutabakat metni taraflarca imzalanır.
Mutabakat metni, uygun idari, icrai ve yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.”
Taraflar arasında anlaşma sağlanamaz ise, taraflardan biri 3 gün içinde Uzlaştırma Kurulunu toplantıya çağırır. Bu kurul Yüksek Hakem Kurulu Başkanının başkanlığında, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen, fakültelerin çalışma ekonomisi, iş hukuku, idare hukuku ve kamu maliyesi bilim dalı öğretim üyeleri ile birlikte beş kişiden oluşur. Yüksek Hakem Kurulu Başkanı Yargıtay 9 uncu Dairesi Başkanıdır.
Uzlaştırma Kurulu, uyuşmazlık konularını inceler, gerektiğinde toplu görüşme taraflarının temsilcilerini dinler ve beş gün içinde kararını verir. Uzlaştırma Kurulu kararlarını salt çoğunlukla alır. 5 gün içinde tarafları dinleyerek kararını verir.
Taraflar, Uzlaştırma Kurulu kararına katılırlarsa, bu karar mutabakat metni olarak Bakanlar Kuruluna sunulur. Taraflar Uzlaştırma Kurulunun kararına katılmazlarsa, anlaşma ve anlaşmazlık konuları taraflarca imzalanan bir tutanakta belirtilerek Bakanlar Kuruluna sunulur. Taraflar uzlaştırma kurulu kararına katılırlarsa Uzlaştırma Kurulu Kararı tarafları bağlar, aksi taktirde bağlamaz. Ağustos 2002 ve 2003 Yılı topu görüşmelerinde yetkili olan sendikalar Uzlaştırma Kurulu raporunu kabul etmedikleri için imzadan imtina ettiler ancak Hükümetin buna uymadığını ifade ettiler. Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcı olabilmesi Kamu İşvereni olan Hükümet ile yetkili sendikaların raporu imzalaması şarttır. Çünkü tarafların imzalayacağı Uzlaştırma Kurulu raporu mutabakat metni niteliğinde olacaktır.
Uzlaştırma Kurulu Kararları üzerinde yetkili sendikaların sıkça polemik yapmaları nedeniyle sendika yöneticilerinin konu hakkında detaylı bilgiye sahip olması şarttır.
Bu nedenle,
Toplu görüşmelerde Kamu İşveren Kurulu Başbakan’ın görevlendireceği bir Devlet Bakanının Başkanlığında dokuz kişiden oluşur. Yetkili sendikalar ve bunların bağlı oldukları konfederasyonlar da Toplu görüşmelerde Kamu İşveren Kurulunun sayısı kadar temsilcisi bulundururlar.
Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılması durumunda taraflarca imzalanacak mutabakat metni üç ay içerisinde yaşama geçirilmesi zorunludur. Bu haliyle toplu görüşme mutabakat metni üç ay gecikmeli bir toplu sözleşme hükmündedir. Çünkü Hükümet, mutabakat metni ile hususları üç ay içerisinde yaşama geçirmekle yükümlüdür. Kimileri mutabakat metninin bağlayıcılığının olmadığını söylüyor olsalar da, pratikte durum böyle değildir. Hükümeti Başbakanın görevlendireceği bir Devlet Bakanı temsil ettiği için, Hükümetin ’evet’ demeyeceği konu ve talepler metinde yer almayacaktır. Yani, hükümet tarafının onaylayacağı her konu, Bakanlar Kurulundan ve TBMM’den geçecektir.
Mutabakat Metninin Bakanlar Kuruluna sunulması ise Kanunun amir hükmüdür. Kanun hükmüne göre, Hükümet üç ay içerisinde mutabakat metninin gerektirdiği uygun idari ve icrai düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür. Mutabakat metninde belirtilen hususlarda yasal düzenleme gerektirmeyen hallerde yani kararname, tüzük, yönetmelik, tebliğ veya genelgelerle yapılması gereken idari ve icrai işler üç ay içinde yerine getirilecektir. Eğer mutabakat metninde yer alan hususlar yasa çıkmasını gerektiriyorsa, bu takdirde Bakanlar Kurulu konuya ilişkin yasa tasarılarını hazırlamak ve TBMM’ye sunmakla yükümlüdür. Her ne kadar yürütme organı olan hükümetin yasama organı olan Meclise emir verme yetkisi yoktur. Ancak, hükümetin TBMM çoğunluğu nedeniyle yasa tasarılarını kolaylıkla Meclisten geçirebilmektedir.
Üç aylık sürede dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta şudur. Anayasamızın 162 nci maddesine göre yıl başından 75 gün önce yani en geç 17 Ekim’de Bütçe Kanunu tasarısının TBMM’ye sunulması gerekmektedir. Bütçe tasarısının Aralık ayının son gününe kadar TBMM’de kabul edilmesi ve 1 Ocak itibarı ile yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Mutabakat metninde yer alan hususların bir bölümü ise ücretlere ilişkin mali nitelikli konulardır. Hükümet, Bütçe Yasa Tasarısını iktidar çoğunluğu nedeniyle Mecliste kabul edilmesini temin eder, Bütçe Kanununu TBMM’den geçiremediği takdirde Anayasamıza göre Hükümet güvensizlik oyu almış sayılır. Mutabakat metni imzalandığında hayata geçirilmemesi diye bir durum söz konusu olamaz. Karşılıklı imzalanan mutabakat metninin yaşama geçirilmemesi halinde yetkili sendikaların yapacağı tüm eylemler meşru sayılır ve kamuoyu nezdinde Hükümet zor anlar yaşar. Dolayısıyla mutabakat metninin yaşama geçirelemesi şeklindeki görüşlerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu nedenle yetkili sendikalarla hükümet arasında varılan mutabakat metninin üç ay sonra yürürlüğe giren bir toplu sözleşme hükmü niteliğinde olduğunu söylemek yerinde ve doğru bir değerlendirmedir.
2002 ve 2003 yılı toplu görüşmelerini yürüten yetkili sendikalar ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonlarla Hükümet arasında mutabakat metni imza edilemeyince Uzlaştırma Kuruluna başvurdular. Uzlaştırma Kuruluna başvuran yetkili konfederasyonlar, Kurulun 2002 yılında aldığı kararları kabul etmediler. 2003 Yılı ile kararlarını da kabul ettiklerine dair kuvvetli bir beyana rastlanmadığı gibi uzlaştırma kurulu kararını sosyal taraf olarak imzalamadılar. İşin iç yüzü böyle olmasına rağmen büyük bir pişkinlikle, Hükümetin Uzlaştırma Kurulu Kararlarına uymadığını söylediler. Hükümetin Uzlaştırma Kurulu Kararına uymadığı doğrudur. Ancak yetkili konfederasyonlarında Kurulun kararlarına uymadığı aynı şekilde doğrudur.
Kaldı ki 2002 yılında yapılan toplu görüşmelerde Uzlaştırma Kurulu kararını şöyle açıklamıştı. 2003 Yılı birinci altı aylık dönem için yüzde 15, ikinci altı aylık dönem için de yüzde 10 olmak üzere kümülatif yüzde 26,5 oranında artış öngörmüştü. Ayrıca 150 milyon lira civarında sosyal yardım zammı yapılması karar bağlandı. Bu karara Hükümet ve yetkili konfederasyonlar uymadı. Oysa yetkili konfederasyonlar bu karara uyduklarına dair kesin bir irade ortaya koyabilselerdi, Genel Seçim kararı almış bir Hükümetin Uzlaştırma Kurulu Kararını reddetme şansı olmayacaktı.
4688 sayılı Kanunun Uzlaştırma Kuruluna ilişkin 35 inci maddesi şöyledir:“Toplu görüşmenin tamamlanması için öngörülen süre içinde taraflar anlaşamazlarsa, taraflardan biri üç gün içinde Uzlaştırma Kurulunu toplantıya çağırabilir.Uzlaştırma Kurulu, Yüksek Hakem Kurulu Başkanının başkanlığında; Üniversitelerarası Kurul tarafından, fakültelerin çalışma ekonomisi, iş hukuku, idare hukuku ve kamu maliyesi bilim dallarından seçilecek birer üye olmak üzere dört öğretim üyesinden oluşur. Bu üyeler, siyasî partilerin merkez karar ve yürütme kurullarında görev alamazlar. Üyeler iki yıl için seçilirler. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir. Kurulun sekretarya işleri Devlet Personel Başkanlığınca yürütülür.Uzlaştırma Kurulu, uyuşmazlık konularını inceler, gerektiğinde toplu görüşme taraflarının temsilcilerini dinler ve beş gün içinde kararını verir. Kararlar salt çoğunlukla alınır.Uzlaştırma Kurulunun kararına tarafların katılması durumunda, bu karar mutabakat metni olarak Bakanlar Kuruluna sunulur. Tarafların Uzlaştırma Kurulu kararına katılmaması durumunda anlaşma ve anlaşmazlık konularının tümü taraflarca imzalanan bir tutanakla belirtilerek Bakanlar Kuruluna sunulur.”
Görüldüğü gibi, Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcı olabilmesi için, kararların taraflarca imzalanması gerekir. Başvuran taraf, eğer bir sendika veya konfederasyon ise, verilen kararı imzalaması gerekir. Sosyal taraf olarak sendika veya konfederasyonlar Kurul kararını onaylarsa, karar Bakanlar Kuruluna gider. Eğer Bakanlar Kurulu, sosyal tarafın imzaladığı Uzlaştırma Kurulu kararını onaylarsa, bu karar mutabakat metni haline gelir ve gereği üç ay içerisinde yerine getirilir.
Uzlaştırma kurulu kararların taraflarca onaylanmasında bir başka ayrıntı da, tarafların kararın tamamını değil, bazı kısımlarını kabul edebileceklerine ilişkindir. Bu takdirde de mutabık kalınan, yani üzerine anlaşılan hükümler üç ay içerisinde yürürlüğe girer.
Buna rağmen, toplu pazarlığa oturan yetkili sendikalar Hükümet ile anlaşamayınca, hem Uzlaştırma Kuruluna başvurdular, hem de Kurulun kararlarını kabul etmediler.
Yetkili sendikalar kamu görevlilerinin 4688 sayılı Kanun hükümlerini bilmedikleri zannederek hem kamu görevlilerini hem de kamuoyunu aldatmaya devam ettiler.
Toplu görüşmelere her hizmet kolunda yetkili sendikalar ile bunların bağlı oldukları konfederasyonlar katılırlar. Ancak toplu görüşme sonuçlarından tüm kamu görevlileri eşit olarak yararlanırlar. Örneğin, toplu görüşmenin ücret ve yan ödemelere ilişkin sonuçları Bütçe Yasası ile hayata geçecektir. Yasalar ise tüm vatandaşlara eşit uygulanır. Bu nedenle, yetkili sendikaya üye olsun veya olmasın toplu görüşme sonuçlarından tüm kamu görevlileri eşit olarak yararlanır.
İşçilerde ise durum farklıdır. Toplu sözleşme sonuçlarından, toplu sözleşmeyi imzalayan sendikanın üyeleri yararlanır, üyesi olmayanlar veya başka sendikaların üyeleri toplu sözleşme sonuçlarından yararlanabilmek için, yetkili sendikaya dayanışma aidatı öderler.
Tekrar etmek gerekirse, ister sendikalı ister sendikasız olsun, ister yetkili sendikanın, isterse diğer sendikaların üyesi olsun tüm memurlar toplu görüşme sonuçlarından eşit ölçüde yararlanırlar ve bunun için yetkili sendikaya herhangi bir ödemede bulunmazlar.
(12.06.2003 tarih ve 25136 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
Kamu kurum ve kuruluşları 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun uygulamasından doğan ihtilaflı konularda, aynı Kanunun 42’nci maddesinin (b) bendi hükmü gereğince Devlet Personel Başkanlığının görüşleri çerçevesinde hareket etmek üzere aşağıda belirtilen konularda gereken hassasiyeti göstereceklerdir.
1) 4688 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin (e) bendinde tanımlanan kurumlarda; aynı Kanunun 22’nci maddesine göre;... eşit sayıda kamu işveren vekili ile en çok üyeye sahip sendikaca, üyeleri arasında belirlenen temsilcilerin katıldığı kurum idari kurulları ...”oluşturmak zorundadır. Kurum idari kurulları Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik” eki listede yer alan tüm kamu kurum ve kuruluşlarının merkezlerinde oluşturulacak, tüm işyerlerinin sendika üyesi kamu görevlileri kurum merkezlerine eksiksiz olarak bildirilecek, söz konusu kurullar Yönetmenlikte öngörülen aylarda toplanacak ve kamu kurum ve kuruluşlarını temsile ve bütününü sevk ve idareye yetkili olanlar kamu işveren vekili olarak bu kurula katılacaktır. Kurum idari kurullarında alınan kararlar, personele duyurularak uygulamaya geçilecektir. 2) 4688 sayılı Kanunun 23’üncü maddesinin son fıkrası hükmü gereğince, sendika işyeri temsilcilerine yer tahsisi ve ilan panosunun temininin fiziki imkanlar çerçevesinde; kamu kurum ve kuruluşlarının toplantı veya konferans salonlarının ise uygun olması halinde işyeri sendikal faaliyetleri için sendikalara tahsisi konusunda gerekli kolaylıklar sağlanacaktır.657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 15’inci ve 399 sayılı KHK’nin 17’nci maddesi hükümleri gereği sendika yöneticisi kamu görevlilerinin, kamu görevlileri ile ilgili olmayan konularda yapacakları basın açıklamaları ve mesai saatleri dışında sendikal faaliyetlere katılanlar hakkında disiplin soruşturması yapılmayacaktır.Ayrıca, sendika ve konfederasyon yöneticileri ile aylıksız izinli sayılan şube yöneticilerinin il dışına çıkışlarında izin almalarına gerek bulunmadığından bu amaçla il dışına çıkacak olan sendika ve konfederasyon yöneticileri hakkında disiplin soruşturması yapılmayacak, aylıksız izinli sayılmayan şube yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin sendikal faaliyetler amacıyla il dışına çıkışlarında ise gerekli kolaylık gösterilecektir. 3)Sendika ve konfederasyonlara, üyelik ve üyelikten çekilme formlarının temininde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Emekli Sicil Numaraları ile T:C Kimlik Numaralarının teminindeyse Emekli Sandığı ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlükleri tarafından gerekli kolaylıklar sağlanacaktır.Ayrıca; kamu görevlileri sendikal kuruluşlarının kamu görevlilerine ilişkin yayımlanan tebliğ, yönerge ve diğer dokümanlarla ilgili taleplerinin, varsa ücreti karşılığında , karşılanmasına özen gösterilecektir. 4) Kamu görevlilerinin sendika üyelik formları özlük dosyalarında saklanacak, görevlinin başka bir kuruma nakli halinde sendika üyelik formu ilgili kuruma ve sendikaya gönderilecektir.. 5) 4688 sayılı Kanunun 25’inci maddesinin birinci fıkrası ile Kamu görevlileri Sendikaları Konfederasyonlarınca Düzenlenecek Üyeliğe Başvuru Belgesi, Çekilme Bildirimlerinin Şekli, İçeriği, Tutulacak Defterlerin Şekli, İhtiva Edeceği Bilgiler ile Kayıtların Düzenlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar hakkında Yönetmelik”in 3’üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre; üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerinin listeleri her ayın son haftasında işyerlerinde ilan edilecek ve sendikalara gönderilecektir. 6) 4688 sayılı Kanunun 16 ıncı maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümlerine göre işverenler, il ve taşra teşkilatları dahil olmak üzere sendikalı personeline ilişkin ilgili mevzuatta belirtilen verileri, Mayıs ve Kasım ayları sonu itibarıyla izleyen ayın 107una kadar internet sitesinde yayımlayacak ve bu bilgileri disket ortamında anılan Bakanlık Konfederasyonlara göndereceklerdir.(1999/44) ve (2002/17) sayılı Genelgeler ile bu Genelgede belirtilen hususlara titizlikle riayet edilecektir.Bu genelge yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
 
T.C.
BAŞBAKANLIK
Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü
 
 
Sayı    : B.02.0.PPG.0.12-320-8628       06 Haziran 2002
Konu :
 
Demokratik ve sosyal hukuk devleti olmanın en önemli göstergelerinden birini örgütlenme özgürlüğü oluşturmaktadır. Temel insan haklarından biri olan örgütlenme özgürlüğünün, ayrımsız bir biçimde tanınması çalışanlarımızın vazgeçilmez hakkıdır. Ülkemizin de taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Avrupa Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı gibi uluslararası metinler ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun onayladığımız muhtelif sözleşmelerinde memurlar dahil tüm çalışanların sendikal örgütler kurmaları, bu sendikalar ile üst kuruluşların amaçları doğrultusunda etkinliklerde bulunabilmeleri kabul edilmiştir.
Bu çerçevede; uluslararası sözleşmelerde yer alan “Örgütlenme Özgürlüğü” nün ulusal düzeyde yasallaştırılarak, kamu görevlilerinin sendikal haklarını özgürce kullanabilmeleri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, hizmet verimliliğinin artırılması, sendika içi demokrasinin gerçekleştirilmesi ve yönetime katılımın sağlanması amacıyla 4688 sayılı Kamu Sendikaları Kanunu 24460 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak 13.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Öte yandan, söz konusu Kanun’un uygulanmasında zaman zaman aksaklıklar olduğu, mevcut kamu görevlileri sendikaları ile kamu yetkilileri arasında çeşitli sorunlar yaşandığı gözlenmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun uygulanabilirliği, toplumsal uzlaşma ve demokrasi kültürünün geliştirilmesi ve çalışma barışının sürekliliğinin sağlanması açısından;
- Kamu görevlilerinin sendika ve üst kuruluş kurma, sendikalara üye olma,sendikal etkinliklerde bulunma yolundaki başvurularının engellenmemesi,
-Sendikaların kendilerini ve çalışmalarını tanıtıcı yayınlar yapma, toplantılar düzenleme, sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliklerde bulunmalarının kısıtlanıp, yasaklanmaması,-Gerektiğinde sendika yöneticileri ile diyaloga girilerek, işbirliği yapılması, görüş ve önerilerinin alınması,hususlarında her düzeydeki kamu görevlilerince gereken duyarlılık ve kolaylık gösterilecektir.
Bilgilerini ve gereğini rica ederim. BAŞBAKAN